Cevaplarına ulaşamayan soruların öyküsü | İlk Nüsha
8518
post-template-default,single,single-post,postid-8518,single-format-standard,woocommerce-no-js,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,qode-title-hidden,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,vertical_menu_outside_paspartu,qode_grid_1200,side_area_uncovered_from_content,columns-4,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-17.0,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.5,vc_responsive

Cevaplarına ulaşamayan soruların öyküsü

“Siz bu öykülere tahammül edemiyorsanız demek ki içinde bulunduğumuz bu zaman tahammül edilemezdir.”

Urdu edebiyatının en önemli öykü yazarlarından Saadat Hasan Manto’nun öyküleri aracılığıyla, Hindistan’da yaşanan bölünmenin oluşturduğu kimlik sorunlarına uzaktan da olsa tanıklık ediyoruz. Kitaba ismini veren Toba Tek Singh isimli öykü, Hindistan’ın bölünme sürecinde akıl hastanesi sakinlerinin benliklerindeki bölünme ile toplum bölünmesi arasındaki ince çizgiye işaret ederek ilerliyor.

Toba Tek Singh, Urdu Edebiyatının en önemli öykü kitaplarından biri. Geçtiğimiz ay, Zoom Kitap’ın öykü dizisinin ilk kitabı olarak yayımlanan bu kitaptaki öykülerde gerçeklik ve kurgunun sınırını ayırt etmek mümkün değil. Dilin akıcılığı, anlatılanların hararetiyle birleşiyor ve Manto, okumaya ara vermekte zorlanılan bu öyküleri doğuruyor. Dünyada birçok dile çevrilen bu kitabı, Urduca aslından Arzu Çiftsüren’in özenli çevirisiyle okuma şansı yakalıyoruz.

Saadat Hasan Manto gerek anlattıkları gerekse onları anlatma şekliyle sıradan olmayan, farklı bir öykücü. Kitabı okurken, öyküler arasındaki bağın varlığını reddetmek mümkün değil. Öykülerde herkesin hikayesinin sesi duyuluyor; yaşatılan acıların ortaklığı anlatımda kendini belli ediyor. Manto, doğduğu ve hayatına devam ettiği Müslüman toplumun içerisinde, deyim yerindeyse bir ayrık otu gibi: Uyumsuz ve göze batıyor. Öykülerinden müstehcenlik nedeniyle hem Hindistan’da hem Pakistan’da yargılanan Manto, kendisine yöneltilen eleştirilere cesur bir şekilde yanıt veriyor: “Siz bu öykülere tahammül edemiyorsanız demek ki içinde bulunduğumuz bu zaman tahammül edilemezdir. Öykülerimdeki tüm çirkinlikler yaşadığımız bu zamana aittir. Halihazırda zaten çıplakken toplumun, kültürün ve medeniyetin çamaşırını ben neden çıkarayım? İnsanlar bana kara kalem diyorlar. Ben kara tahtaya siyah tebeşirle değil, beyaz tebeşirle yazıyorum ki tahtanın karanlığı iyice belirgin olsun.”

Urdu edebiyatının usta kalemi Saadat Hasan Manto, bu öykülerde yaşananlar karşısındaki tanıklığını ve aklına yerleşen soruları okura aktarıyor. Yazarın 1954 yılında kaleme aldığı bu öyküler, Hindistan’nın bölünmesi ve Pakistan’ın kurulması sürecinde yaşananları insan, devlet, kültür ve vicdan gibi birçok önemli kavram çerçevesinde ele alıyor. Yıllarca beraber yaşayan insanların dengeler değiştiğinde neye dönüşebileceğini çarpıcı şekilde aktaran kitabı okurken benzerliklere şaşırmamak elde değil.

Toba Tek Singh bir soru, bir arayış ve bir bilinmezin toplamı olarak öyküde yerini oluyor. Neden yaşandığı bilinmeyen, birilerinin aldığı kararlar sonrası toplumun sürüklendiği bölünmenin akıl-dışılığının simgesidir. Bu köy, hastanedeki akıl hastalarından birinin köyüdür ve ne hastane yönetimi ne de başka biri onun sorusuna yanıt veremez: Toba Tek Singh hangi ülkenin sınırları içerisindedir? Toba Tek Singh, Manto’dur bir bakıma. “Bütün çabama rağmen Hindistan’ı Pakistan’dan ayrı düşünemiyordum. Sürekli aynı soruyla boğuşuyordum: Pakistan edebiyatı ayrı bir edebiyat mı olacak? Öyleyse neye benzeyecek? Bölünmemiş Hindistan’da şimdiye dek yazılanların yeni sahibi kim olacak? Onlar da mı bölünecek?”

Toba Singh Manto, cevaplarına ulaşamayan öykülerden oluşuyor. Kitabın çevirmeni Arzu Çiftsüren’in önsözü ve Ali Çakmak’ın sonsözü, okur için bir karşılama ve uğurlama niteliğinde. Özellikle Çakmak’ın sonsözünü okurken, kitabı yeniden okur gibi hissetmek mümkün. Okuru bol olsun!

Özge Uysal

Kaynakwww.sabitfikir.com

Hiç yorum yok

Yorum yapın