Genç Capote’nin öyküleri | İlk Nüsha
1679
post-template-default,single,single-post,postid-1679,single-format-standard,woocommerce-no-js,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,no_animation_on_touch,qode-title-hidden,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,vertical_menu_outside_paspartu,qode_grid_1200,side_area_uncovered_from_content,columns-4,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-17.0,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.5,vc_responsive

Genç Capote’nin öyküleri

”Ateşteki Güve’de yer alan öykülerle, Truman Capote’nin yazarlık serüveninin başına dönüyoruz.”

Yapıtları elden ele dolaşmış bir yazarın ilk yıllarına ait ürünleri, belli bir zaman sonra veya ölümünün ardından ortaya çıkmıştır çoğunlukla. Truman Capote’nin yazarlığının başlangıcından örnekler taşıyan öyküler toplamı Ateşteki Güve de işte böyle kitaplardan…

Capote’nin ilk yazarlık denemelerinin acemiliği bir tarafa, yazma işine ciddiyetle eğildiğini gösteren metinlerden oluşuyor Ateşteki Güve. Kendi deyişiyle, çocukluğundan itibaren “saplantı haline getirdiği yazarlığı”nın ilk örnekleri… Dahası, kendini hızla olgunlaştırmaya uğraşan bir yazar var okurun karşısında.

Capote’nin ölümüne yakın tarihlerde hüküm süren tembelliğini (eleştirmenler buna “çöküş dönemi” diyor) ve yaşama karşı kayıtsızlığını düşününce Ateşteki Güve’de, kendinden çok etrafında odaklanan, dışarıda bırakılanlarla ilgilenen ve yeteneğinin üstüne çıkmaya uğraşan bir yazarla yüzleşmek okura keyif veriyor. Bunu gençlik heyecanına mı bağlamalıyız, bilinmez ama kesin olan, Capote’nin kitaptaki öykülerde “farklı” veya “aykırı” insanların hayatlarına girip çıktığı.

Çoğunlukla kısa ve net cümlelerle kurduğu öykülerinde aylaklar, yalnız çocuklar, beyazların arasında melez bir kız, harabede yaşayan ve keçileri kaçırdığına inanılan bir kadın, kimsenin adımını atmak istemediği yerlere gidenler öne çıkıyor. Capote’nin bu karakterleri oluşturmasının ardında, toplumun önemli bir kesimi tarafından kabul görmeyen kişileri anlama ve olup bitene onların tarafından bakma dürtüsü yatıyor.

Olgunluk kitaplarına kıyasla Ateşteki Güve’de yer alan hikayelerinde, Capote’nin kullandığı dil de daha basit. Bu dil, merkezden çok çeperde konumlananların dünyayı algılama biçimlerini yansıtıyor. O nedenle New York’ta yaşayan ama ait olduğu Güney kültürünü hiç unutmayan, “her şeye karşı derin bir anlayışa ve şefkate sahip bir yeryüzü çocuğu olan” siyahi bir kadın satırlarda belirebiliyor.

İlkgençlik gözlemleri…

Capote’nin öykülerindeki başarısı, olağanüstü bir kurgudan veya akıllara kazınan karakterler yaratmasından kaynaklanmıyor. Tam tersine hayal kırıklıkları yaşayan, yersiz yurtsuz, hatta başarısız ve pek de göz önünde bulunmayan insanların sıradan yaşamı var Ateşteki Güve’nin sayfalarında. Dolayısıyla Capote, yaşamın ağırlığını fazlasıyla hisseden, savunmasız ve dışlandığının bilincinde olan insanlardan esinleniyor. “Hayatı boyunca her şeyin nasılsa öyle kaldığından emin olan”lar ya da “siyaseti büyük bir kare bulmaca” diye niteleyenler de bu esinlenmeye dahil.

Capote’nin ölümünden sonra yayımlanan ve Ateşteki Güve adıyla kitaplaşan öyküler, yazarın ilkgençlik yıllarındaki çalışmalarının ve gözlemlerinin ürünü. Genç Capote, ileride yazarlığının yapı taşlarını oluşturacak pek çok şeyi bu öykülerde okura hissettiriyor. Onların başında da kenarda köşede kalmış insanların hayatını anlamaya çalışma geliyor. Bu da Capote’nin yazarlığının son demlerine kadar hep canlı kalıyor.

Kısacası Ateşteki Güve’de yer alan öyküler, Capote’nin yazarlık serüveninin başına dönmemizi ve ileride kendisinin biçemini meydana getirecek kimi öğeleri fark etmemizi sağlıyor.

Ali Bulunmaz

Kaynakwww.sabitfikir.com

Hiç yorum yok

Yorum yapın