Ölüm üzerine yalnız konuşmalar | İlk Nüsha
1000
post-template-default,single,single-post,postid-1000,single-format-standard,woocommerce-no-js,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,qode-title-hidden,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,vertical_menu_outside_paspartu,qode_grid_1200,side_area_uncovered_from_content,columns-4,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-17.0,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.5,vc_responsive

Ölüm üzerine yalnız konuşmalar

”Mario’nun ölümcül hastalığının ailesini nasıl etkilediğini irdeleyen Yalnız Konuşmalar’ın en büyük başarısı, trajik bir olayı hiçbir abartıya yer vermeden anlatması.”

 

Andres Neuman’ın Türkçeye çevrilen ilk eseri Yalnız Konuşmalar, ölüm üzerinden aşkı, cinselliği, hastalığı, aile bağlarını, gençliği ve yaşlılığı, mutluluğu ve üzüntüyü, saflığı ve suçluluğu irdeliyor. Ölümcül bir hastalığı olan ve günden güne daha da kötüleşen Mario’nun çevresinde gelişen hikayede, bir çekirdek aile mercek altına alınıyor ve bu sayede hem erkek, hem kadın, hem de çocuk bakış açısıyla, kavramlar ve duygular farklı yönleriyle sorgulanıyor.

“Bir ölüm kaç kişiyi etkiler? Hangi duyguları uyandırır?” sorularını sorduran roman, Mario’nun eşi Elena’yı evde bırakarak oğlu Lito ile birlikte bir yolculuğa çıkmasıyla başlıyor. Hastalığını ve ölümünü kabullenmiş bir baba bu yolculukla oğluna veda etmeyi planlıyor. Babasını grip sanan oğul ise, terslikleri sezmesine rağmen, durumu çocuk saflığıyla karşılarken, eşini kaybetmekte olan anne yaşadığı duygu karmaşasından kaçış yolu olarak kocasını aldatmayı buluyor. Yazar, ne derinlemesine daldığı ne de yüzeysel kaldığı bir dille okuyucuya bu öyküyü sunuyor işte.

Neuman’ın en büyük başarısı, trajik bir olayı hiçbir abartıya yer vermeden anlatması. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, Yalnız Konuşmalar karakterlerin iç hesaplaşmalarını, birbirlerine söyleyemediklerini de kapsıyor. Farklı durumlar arasında bağlantı kurmaya çalışmayan yazar, okurunun kendi bağlantılarını kurmasına imkan vererek onu da hikayeye katmış oluyor. Kitabın anlatımının yalın olması, hikayenin günlük dille aktarılması okuyucuyu zorlamadan yaşananların içine çekiyor. Okuyucunun kendisini her karakterin yerine koyabilmesi ise yazarın bir diğer başarısı…

Arjantinli yazar, şair, çevirmen, gazeteci ve blogger Andres Neuman’ın bu romanı, 1999’dan beri yazdığı romanların beşincisi olma özelliğini taşıyor. 2012’de Arjantin’de yayınlanan roman, Neuman’ın Türkçeye çevrilen ilk romanı. Eserleri 22 dilden okura ulaşan ve şiir kitaplarının yanı sıra aktif olarak yazdığı Microrreplicas adında bir blogu da bulunan yazar, 2010 yılında İngiliz Granta dergisi tarafından “tüm dünyada İspanyolca yazan en iyi 22 yazar” arasında gösterilmişti.

 

Irmak Şahinoğlu

 

Kaynak: www.sabitfikir.com

Hiç yorum yok

Yorum yapın