bir ölünün akşam gezintisi | İlk Nüsha
646
post-template-default,single,single-post,postid-646,single-format-standard,woocommerce-no-js,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,qode-title-hidden,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,vertical_menu_outside_paspartu,qode_grid_1200,side_area_uncovered_from_content,columns-4,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-17.0,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.5,vc_responsive

bir ölünün akşam gezintisi

derin ve ıslak gölgem suda
olü yaz dalgalarından biraz incelmiş
bana kalırsa bir ölünün deniz kenarıyken
ayaklarını uzattığı bir deniz kenarıyken
sonsuzluğun ögle sonrasına ilişmiş.

kocaman bir ayak sesi göğün altında
kuşların böceklerin sesi kesilmiş
hangi yaz tanrısı nereden geçmiş
elimde sürekli kırmızılanan bir ateş gülü
bitmeyen bir opüşme gibi bir ateş gülü
ölüm ve dirim birbirine yetişmiş.

ve bir çakıl atarak kabartısını üstünden
ölü yaz yağmurlarından biraz incelmiş
bana kalırsa bir ölünün akşam gezintisiyken
ipek şemsiyesinin altında bir akşam gezintisiyken
sevmenin sevilmenin üzüncüne yetişmiş.

ve dünyayı hiçbir zaman böyle görmemiş
bakarken bakarken öyle gizliden
toplamış bütün eşyalarını yaz
o güzel yaz dupduru
oracıkta ansızın bir süt gibi kesilmiş.

edip cansever

Hiç yorum yok

Yorum yapın