Sepet 0
Devamını görüntüle...

Bir Ankara karanlığı

Ankara üçlemesinin son grafik romanı Uzak Şehir yayımlandı. Günümüzde geçen bir kara hikâye ile sonlanan romanın yazarı Levent Cantek ve çizeri Berat Pekmezci sorularımızı yanıtladı Dumankara, 2013 yılında yayımlanan, 21 hikâyesiyle 19 çizeri biraraya getiren önemli bir grafik roman seçkisiydi ve senaryosunu Levent Cantek’in yazdığı Ankara Üçlemesinin ilk kitabıydı. Geçen yıl Berat Pekmezci’nin çizgileriyle Emanet Şehir yayımlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde de Uzak Şehir çıktı ve üçleme tamamlandı. Cantek, 1916 Ankara Yangını’yla başladığı üçlemesini günümüzde geçen sert…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Her yazdığım kelimeden şüphe ediyorum”

Markus Zusak: Yazar olmak için çok büyük özgüvene sahip olmanız lazım. Ben her gün kendimden şüphe ediyorum. Her yazdığım kelimeden şüphe ediyorum… Kitap Hırsızı romanıyla tüm dünyada geniş bir okur kitlesi edinen Markus Zusak, bu yıl yedincisi düzenlenen İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin davetlisi olarak İstanbul’a geldi. Zusak ile Kitap Hırsızı romanı, yazma süreci ve hayatta kendine çizdiği sınırlar üzerine konuştuk. Kitap Hırsızı adlı romanınızla dünyaca ünlü bir yazar olmanıza katkısı çok büyük. Bu romanda farklı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Bu kitap, yaralı insanların hikâyesi”

Mario Levi: Yazarlık bir keşfetme sürecidir. Bir arayıştır. Hakikatin içinde kendini bulma arayışıdır. Ve gerekirse o hakikatin içinde kendini yok etme arayışıdır. Çünkü önemli olan hakikatin kendisidir… En son 2013 yılında yayımladığı Size Pandispanya Yaptım ile okurların karşısına çıkan Mario Levi, üç perdelik “oyun/roman komedi” olarak tanımladığı yeni romanı Bu Oyunda Gitmek Vardı ile arayı kapatıyor. Okurun da yazarın da hikâyeye dâhil olduğu, kurgusuyla ve bir derin aşk hikâyesiyle kaleme alınan romanı konuşmak üzere Levi…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Borges: “Kendimi ahlaklı bir adam olarak görüyorum ama ahlak dağıtmıyorum”

Jorge Luis Borges birçok dünyanın ve ruh halinin adamıydı. Modern İspanyol edebiyatının en önemli figürlerinden olan Borges, yaratıcı gücünü ise Germanik dünyadan aldı: İngiliz şiiri, Franz Kafka, eski İngilizce ve Norveççenin savaş mitolojisinden. Politikaya ve ahlaka karşı olan bu Arjantinli devin eserleri, Güney Amerika tarihi ve insan yüreğinin kıpırtıları üzerinde dolaşır, yazıları rüyalardan ve tecrübeden doğar. Yapıtını basit bir şekilde ortaya koymaya çalışan Borges, öykülerinin yerini bir egzotik tapınak ya da bir bar olarak seçebilir;…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

SAMUEL BECKETT: “Ben bilmemeyle, güçsüzlükle çalışırım.”

Beckett’i görmek, Godot’yu görmek kadar zor. Benim yapıtlarımın sonunda adlandırılabilen her şey tuz buz olur. Adlandırılamayan’da tamamıyla bir dağılma var. “Ben” yok, “var” yok, “-dır” yok. Özne yok, nesne yok, yüklem yok. Devam etmenin imkânı yok. Hiç İçin Metinler ise bu dağılma tavrından çıkmak için bir denemeydi ama olmadı. New York Times’ta çalışan Amerikalı gazeteci Israel Shenker’in 1956’da yaptığı bu söyleşi, Samuel Beckett’le yapılan ilk önemli söyleşidir. Anne babası İrlandalıydı, doğum yeriyse Dublin. Yıl 1906.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Bu ülkede ‘söz’ her zaman tehlikeli sayıldı”

Murat Uyurkulak: “Söz”ün bu kadar pervasızca “suç” sayıldığı bir dönemi, en azından kendi ömrüm dahilinde görmedim. “Söz”e sahip çıkmamızın hayati önemde olduğu bir zaman bu Murat Uyurkulak’ın uzun zamandır beklenen üçüncü romanı Merhume, 8 şubat itibariyle okura emanet. Uyurkulak ile Merhume, suç, hesaplaşmak, unutmak, iyilik ve kötülük üzerine konuştuk. Söz, Murat Uyurkulak’ta… Merhume, Tol ve Har romanlarınızla uğradığı duraklar –yoksul mahalleler, meyhaneler, randevu evleri vs-, perdelenmiş intikam, parçalanmış hikâyelerin zamanla bütünleşmesi gibi belirli noktalarda benzerlik…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bilge Karasu: ”Nasıl yazıyorsam öyleyimdir…”

Yenilik olsun diye uğraşmıyorum. Yeni bir şey, alışılagelmişin dışında bir şey olabilir. Yeni bir şey, daha önce söylenmemiş bir şey olabilir. Yeni bir şey, bilinen bir şeyi çok başka türlü görüp göstermek olabilir. Yeni deyince; yeni bir şey yoktur. Bitmemiş bir konuşmadan… Galiba 1992 yılının ilkbaharıydı, uzun uzun konuşmayı, konuştuklarımızı kasete kaydedip yazıya dökmeyi, karşılıklı düzelterek yazışmaya çevirmeyi kararlaştırdıydık. Fikir benim değildi: Konuştuğu, anlattığı pek çok şeyi niçin yazmadığını sorarak, çay içerken onu taciz etmeye…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Yazmadığım zamanlarda da anlattım”

İsveçli kimyacı Alfred Nobel anısına 10 Aralık 1901’den beri ödül dağıtan İsveç Akademisi, Leo Tolstoy, James Joyce, Virginia Woolf, Mark Twain, Joseph Conrad, Anton Çehov, Marcel Proust, Henry James, Henrik Ibsen, Emile Zola, Robert Frost, W.H. Auden, F. Scott Fitzgerald, Jorge Luis Borges ve Vladimir Nabokov’u atladığı için eleştirildi. Fakat Akademi, ödülü en az bu isimler kadar hak eden William Faulkner, Ernest Hemingway, John Steinbeck, V.S. Naipaul, Doris Lessing gibi birçok edebiyatçıyı ödüllendirdi. Ödüle layık…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Biz yanlış tarihlerin bireyleriyiz”

Adalet Ağaoğlu’nun Damla Damla Günler başlığını taşıyan günlükleri yeniden basılıyor. Ağaoğlu ile günlükleri, edebiyatı, güncel siyaset ve “şerefsizlik” üzerine konuştuk. Söz, Adalet Ağaoğlu’nda… Adalet Hanım, size sorulmamış ne kaldı? Düşünüyorum düşünüyorum, sorulmamış hiçbir şey kalmadı galiba. En çok sorulan soru; yazarlığa ne zaman başladınız denildiğinde saçımı başımı yoluyorum. Hiç mi okumadan geldiniz, diyorum. Şimdi korkuttum galiba, sen öyle başlamadın… (Gülüyor) Ürkerek ikinci soruma geçiyorum: Edebiyatınızın, şüphesiz, siyasi boyutundan sıyırılarak okunması mümkün değil. Siz de bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Bazı hikâyeler peşinizi bırakmaz”

Ercan Kesal: Neden bazı hikâyeler bu kadar peşine düşer insanın, biliyor musun? O hikâyeleri yaşayan insan, artık aynı kişi değildir çünkü. İnsan olgunlaşarak çıkıyor bazı şeylerin içerisinden… O Türkiye Sineması’nın son dönemdeki en başarılı, en sevilen oyuncularından biri. Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun ve ardından Bir Zamanlar Anadolu’da isimli filmlerinde senaryoyu birlikte kaleme aldığı yoldaşı. Yönetmen sinemasının ödüllü aktörlerinden… Kaleme aldığı öyküleriyle vicdanın, huzurun, umudun anlatıcısı. Aynı zamanda yer aldığı film setlerinde pansumandan dikişe, her…

Devamını görüntüle