Sepet 0
Devamını görüntüle...

Kalben ile söyleşi: Otobiyografik bir ilk albüm

“Bilinçlenmeye başladığımız çocukluk günlerinden bugüne değin biriktirdiğimiz tüm anıların, seslerin, yüzlerin üzerimizde etkili olduğuna inanıyorum. Bunların albüme yansıması, karar verilmiş, hesaplanmış bir durum da değildi.”   “Her yerde saç var” diyen o yarı bıkkın, yarı isyankar sesin, dinleyenler için uzun süre anonim kalamayacağı açıktı. Genele hâkim bir sükût hali, su gibi berrak yükselişler ve abartısız hüzne eşlik etmekten geri duramayan bir muzip sorgulamaydı Kalben’de ilk duyduklarım. “Haydi Söyle”ye kendi üslubunu katıp, arabesk kelimesini duyduğunda bile…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Çok zor günler yaşadım ama umudumu hiç yitirmedim

Sekseninci yaşını sekseninci kitabı Yoksa Sen misin’le kutlayan Gülten Dayıoğlu: “Umut aşım ekmeğim. Çok zor günler yaşadım seksen yılda. Ama umudumu hiç yitirmeden bu günlere eriştim. 1960’lı yıllardan bu yana kurduğum düşlerin bir bölümü gerçekleşti.” Gülten Dayıoğlu deyince akla elbette bir “okul” geliyor. Bu okul, çocukların çok sevdiği bir okul. Söyleşimize sekseninci yaşınızı kutlayarak başlayalım… Türkiye’nin pek çok dönemine tanıklık ettiniz. Nasıl geçti seksen yıl? Seksen yıl; zor kolay, acı tatlı, iyi kötü, sevindirici-üzücü, başarı–başarısızlık…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Umut yoksa, roman yazmanın da bir anlamı yok”

Hikmet Hükümenoğlu: Ne kadar karamsar olursam olayım, içimde umut yoksa, roman yazmamın da bir anlamı yok. Bu kadar korkunç olaylar olurken hayatta kalma güdüsü de o umut zaten. Bir şeyleri değiştirebileceğimize inanıyoruz. Yoksa hayatta kalamayız Önceki romanlarınızdan farklı olarak Körburun’un politik bir roman olduğunu söyleyebiliriz. Bundan bahseder misiniz biraz? Politik bir roman yazacağım diye oturmadım masanın başına. Hatta tam tersi, aşk öyküleri yazmak istiyordum. Daha önceki söyleşilerde de anlattım, kafamda tasarladığım öyküler birleşip böyle bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Tarık Dursun K. : “Benim Kuşağımın gençlik yıllarında şiir gerçekten de baştacı ediliyordu”

Söyleşi: Yasemin Tunç 11 Ağustos 2015 tarihinden yaşamını yitiren, 1950 Kuşağı’nın verimli ve özgün kalemlerinden Tarık Dursun K.’nın kendi seçtiği öykülerinden hazırlanan “Sümbülteber”, Dünya Kitapları tarafından ‘Seçme Öyküler’ adı altında kısa bir süre önce yayımlandı. Tarık Dursun K., halk hikayesinden sinemaya kadar pek çok öğeyi kullanarak zenginleştirdiği öykülerinde, kent ve taşra insanının yaşamlarını konu ediniyor. Gerçekliği somut yaşantılarda arayarak, kendine özgü duygusallığı, şiirsel bir anlatımla bütünleştiriyor. “Sümbülteber” ile yeniyi arayan Tarık Dursun K.’nın öykücülük serüveninin…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Şair Ahmet Erhan: Kimseye yaranamadım

Ahmet Erhan, toplumcu şiir geleneğinin etkili isimlerinden biri. ‘Sağcılara da solculara da yaranamadım, ama seven sevdi…’ diye anıyor geçmişi. Bugün ise ‘Şu an ölmeye niyetim yok, babamın öldüğü yaşa az kalsa da’ diyor Şair Ahmet Erhan’la onun bir şiirini besteleyen Teoman konuştu Anne ben geldim, ağdaki balık bardaktaki su kadar umarsızım dizlerin duruyor mu başımı koyacak? anne ben geldim, oğlun, hayırsızın… İSTANBUL – Yıllar önce Express dergisinde; Haydar Ergülen kimi zaman şiiri odak alan, kimi…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Popülerlik, ancak kendini tekrar ettiğin sürece mümkün.”

Dergiler, şiirler, öyküler, romanlar derken farklı türlerde eserleriyle karşılaştığımız Altay Öktem, kalem oynattığı her türü de farklı içerik ve üsluplarla deşmeye, çeşitlendirmeye devam ediyor. Esen Kitap etiketiyle yayımlanan “O Adam Babamdı” adlı son romanı sözgelimi… Hem yazarın diğer kitaplarından, hem de yerli edebiyattaki muadillerinden epey farklı bir iş. Altı yılda yazdığı bu romanı üzerinden Altay Abi ile verimli bir röportaj gerçekleştirdik. Derin bir nefes alıp röportajı, çok daha derinlerini alıp romanı okumanız dileğiyle… “Popülerlik, ancak…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

İlhan Berk İle Söyleşi; Dokunduğu Her şey Şiir*

Önce, İstanbul Kitabı’na bakalım isterseniz: İlk ileri karakoldan, Uçbeyi İlhan Berk’in sancağı diktiği ilk tepe noktası. Türk yazınında ilk hakiki kent şiiri. İstanbul Kitabı, Türk şiirinde en çok haksızlığa uğramış kitaplardan biri. Nedense, görmezden gelinmiş. Görülen ya da öne çıkarılan yönünde ise, bu kitaptaki şiirlerinizin Walt Whitman’la kurduğu “teknik dostluk” ya da Apollinazre’in “Zone”undaki söyleyiş yakınlıkları. Siz de söylediniz bunu: “Şiirin tarihi, tekniğinin de tarihidir” diye. Ama, İstanbul Kitabı’ndaki İstanbul şiirinde, Walter Benjamin’in flaneur’ü de…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Cemal Süreya İle Söyleşi; Şiir Labirentinde*

Sayın Cemal Süreya, az yazan, hatta tembel sayılabilecek bir şairsiniz. Nitekim geçtiğimiz günlerde, onbir yıllık bir aradan sonra dördüncü şiir kitabınız olan “Sevda Sözleri”ni çıkardınız. Bu tembelliğinizin nedeni nedir? Zor yazan bir şair misiniz? Bir de, uzun sayılabilecek bir suskunluktan sonra, son iki yıl içinde sık aralıklarla şiir yayınlamanızı nasıl açıklarsınız? Az yazıyorum, evet. Her kitabımın yayın tarihi arasında ortalama 7.5 yıl ara var. Hemen her saat şiir düşündüğüm şiirle iç içe yaşadığım halde, herkesten…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Gerçekler, vatansever bir öyküye sığmayacak kadar karmaşıktır”

Elliot Ackerman: Politika kazanmayla ve gücü elde tutmayla tanımlanabilir. Bunu başarmak için iki yol var: ya insanları bölersiniz ya da birleştirirsiniz. İnsanları birleştirmek çok zor. İnsanları ayırmak için tek yapmanız gereken korkmalarını sağlamak… Elliot Ackerman çocukluğu İngiltere’de geçmiş bir Amerikan. Üniversitede tarih ve edebiyat okumuş, sonra orduya katılmış ve Irak’ta, sokak çatışmalarının en yoğun yaşandığı dönemde Felluce’de savaşmış. Özel Kuvvetler’e girip Afganistan’da Afgan ordusunu da eğiten Ackerman, şu aralar İstanbul’da yaşıyor ve gazetecilik yapıyor. Ackerman’ın,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yaşamı kutsayan bir keder: Unutma Defteri

Neleri yazdınız Unutma Defteri’ne? Şaşarak baktığım, anlamaya çalıştığım, kederle boğulduğum, anımsayarak var ettiğim, kurtulmak istediğim, değer duygusu edindiğim, hiçliğini canımda duyduğum, zamanın elinden kurtarmak istediğim, yıllardır önemsiz diye geçip gittiğim, insan ancak bunlarla bir büyüklüğe varır anlam edinir dediğim neler varsa onları. .. yazdığım şiirin beni getirdiği yerde bir boşluk, bir eksiklik, bir gecikme olarak yaşadığım “küçük acılan”, gürültünün içinde çırpınan sessizliği, doğanın büyük bir alçakgönüllülükle sunup durduğu yaşama bilgisini, ayrıntının ve anın içinde çınlayıp…

Devamını görüntüle