Sepet 0
Devamını görüntüle...

Bursa sokağında vurdular

beni bursa sokağında vurdular güneşi olmayan bir sabahta yeşil şarap aktı bileklerimden bir çöpçünün nasırlı eli saçlarımda “picadilly” kızları öbek öbek pınarlarımda sarhoşlar avuçlarımda yürüdü ömür çizgim bir postalın kabarasında güneşi olmayan bir sabahta beni bursa sokağında vurdular küf kokan kızlar taşıdı kollarımdan terli köy çocukları işkembe işkembe eller sarımsı sarımsı dişler tüm sarı ne varsa, tüm solgun her şey eflatun gözler, siyah dudaklar “picadilly” kızlarında beni bursa sokağında vurdular bir akşam gazetesinde sayfa sayfa…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Canım, Sevdiğim, Yüreğim…

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin… Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan… Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır… Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili… Bir gün akıp gideceğiz hayata… Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur… Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sonbahar

Altın rengi gözleri yanan bir semaverdi Ilık bir çay kokusu akardı saçlarından. Yanmanın lezzetini onda hissettiğim bir an Ve yazın sevgisini bana önce o verdi. Yaz gibi iri olgun meyveleri severdi, Bir çocuk gibi şendi ve gülerdi her zaman Bir mevsim gözlerinden içime doldu cihan Ve güzel yaz günleri ne çabuk geçiverdi. Artık donuk bir cam var mavi gökler yerinde. Güneşi benden çalan o sıcak bakışlardır, Ve yazı o götürdü mutlak beraberinde. En güzel rüyaların…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Afrika’nın yüreğinde sabah

Binlerce yıl, Afrika’m, bir hayvan gibi acı çektin, Çölü yalayıp geçen rüzgârda savruldu küllerin. Gözalıcı, büyülü tapınaklar yaptı zalimler Ruhunu acılardan kurtarmak için Barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı Yalnız ölmekti senin hakkın bir de ağlamak, Totemine bitip tükenmez açlık, tutsaklıklar oydular, Ağaçların kabuğunda bile korkunç, zalim bir ölüm Sinsice seni gözlüyor, sana doğru geliyordu Ağaçların deliklerinden, ucundan çıkan dallar gibi Ölüm vücudunu, tedirgin ruhunu sarıyordu. Göğsünün üstüne kocaman hain bir engerek yılanı koydular: Boynuna sert…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

şiir

Yavrum bu senin gülüşünün ardında Bütün sevda kelimeleri çırılçığlak Memelerini tutup çıkarıyorlar boynunu Sonra kalçalarını gözbebeklerini Sonra ne varsa okşayış adına Bütün bunları bulup çıkarıyorlar Seni öptüğüm zaman gözlerinden Yalnız sen göresin diye Bu sevda kelimeleri Paul Eluard Kaynak: siir.alternatifim.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir İspanyol Cumhuriyetçisine Ağıt

Bir kitap duruyordu yerde, cansız belinin yanında, filiz sürüyordu bir kitap ölüsünün üstünde. Alıp götürdüler yiğidi, ve somut, mutsuz ağzı karıştı soluğumuza; hepimiz terliyorduk, gövdelerimiz bir yük; dolanan ay ardımızda; ölüsü de terliyordu acıdan. Ve bir kitap Toledo savaşında, ardında bir kitap, üstünde bir kitap filiz sürüyordu ölüsünden. Mor elmacık kemiğinin şiiri, söylemekle susmak arası, yüreğinde taşıdığı o yiğit bildirinin şiiri. Yalnız bir kitap kalmıştı geride, çünkü mezarda böcekler yoktu, ve gömleğinin kolları yanında kanına…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ölüm Soneleri

V Diğerlerinin arasından seçtim kaderi mağrur ve şerefli, geçip gitmiş bir şefkatin daveti biraz kayıtsız, bir parça gölgeli bir hardal çiçeği demeti olsun mezarının üstünde. Erkekler geçip giderler. Geçerler ağızlarında mutlu ve sonsuz yenilenen bir şarkıyla ki, şimdi dinç, ve yarın, deli ve sonra, mistik, ben bu değişmeyen şarkıyı seçtim, ölü bir adamı uyutup sakinleştirdiğim ki tüm gerçeklikten uzaktı ve tüm düşlerin içinde, benimki: başka dudaklardan ve başka kadınların göğsünde dinlenmekten hoşlanırdı. Fakat şimdi, öyle…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sadece Deli! Sadece Şair!

Kararan havayla, çiyin avuntusu olmaktayken yeryüzüne doğru, görülmezce, işitilmeden -çünkü yumuşacık patikler giyinir avutucu çiy, bütün avuntuyla yumuşamışlar gibi- anımsarsın sen, sıcak gönül, anımsarsın, bir zamanlar nasıl susadığını, kutsal gözyaşı ile çiy yağmurlarını özleyerek yanıp tutuşurken, bitkinlikle susadığını, kem gözlü akşamüstü güneşinin bakışları sararmış otlu patikalar üzerinde kararmış ağaçların içinden geçip dolaşırken çevrende, güneşin kör edici kor bakışları, acı vermekten haz duyan. “Hakikatin yavuklusu -sen ha? diye alay ederlerdi- hayır! bir şair sadece! bir hayvan,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bu bahar aşka hazır

Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü Ve kim neye erse bu geçişte Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin Aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon seslerinde….. Ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi Bütün fakir çocukluklarda…. Ama herşey sırasını beklerken Mukaddes bir kuytuda Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru Herhangi bir anne kadar kanguru İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma Ağzım…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Annemle ilgili şeyler

Sevgili Anneciğim Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda Kocaman bir dağ lalesi gibi Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran. Şimdi mucizevi bir yerdeyim Muc’un ucuz evinde Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem Duvarlara hep senin resmini çiziyor Dili geçmiş zamanda birçok resim, Hep gülümsüyorsun Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında Durmadan soluyormuş gibi. Hatırlar mısın? Mavi saçlı bir Tanrı gibi severdim Burdur gölünü O göl…

Devamını görüntüle