Sepet 0
Devamını görüntüle...

Ölüm Soneleri

V Diğerlerinin arasından seçtim kaderi mağrur ve şerefli, geçip gitmiş bir şefkatin daveti biraz kayıtsız, bir parça gölgeli bir hardal çiçeği demeti olsun mezarının üstünde. Erkekler geçip giderler. Geçerler ağızlarında mutlu ve sonsuz yenilenen bir şarkıyla ki, şimdi dinç, ve yarın, deli ve sonra, mistik, ben bu değişmeyen şarkıyı seçtim, ölü bir adamı uyutup sakinleştirdiğim ki tüm gerçeklikten uzaktı ve tüm düşlerin içinde, benimki: başka dudaklardan ve başka kadınların göğsünde dinlenmekten hoşlanırdı. Fakat şimdi, öyle…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sadece Deli! Sadece Şair!

Kararan havayla, çiyin avuntusu olmaktayken yeryüzüne doğru, görülmezce, işitilmeden -çünkü yumuşacık patikler giyinir avutucu çiy, bütün avuntuyla yumuşamışlar gibi- anımsarsın sen, sıcak gönül, anımsarsın, bir zamanlar nasıl susadığını, kutsal gözyaşı ile çiy yağmurlarını özleyerek yanıp tutuşurken, bitkinlikle susadığını, kem gözlü akşamüstü güneşinin bakışları sararmış otlu patikalar üzerinde kararmış ağaçların içinden geçip dolaşırken çevrende, güneşin kör edici kor bakışları, acı vermekten haz duyan. “Hakikatin yavuklusu -sen ha? diye alay ederlerdi- hayır! bir şair sadece! bir hayvan,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bu bahar aşka hazır

Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü Ve kim neye erse bu geçişte Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin Aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon seslerinde….. Ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi Bütün fakir çocukluklarda…. Ama herşey sırasını beklerken Mukaddes bir kuytuda Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru Herhangi bir anne kadar kanguru İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma Ağzım…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Annemle ilgili şeyler

Sevgili Anneciğim Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda Kocaman bir dağ lalesi gibi Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran. Şimdi mucizevi bir yerdeyim Muc’un ucuz evinde Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem Duvarlara hep senin resmini çiziyor Dili geçmiş zamanda birçok resim, Hep gülümsüyorsun Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında Durmadan soluyormuş gibi. Hatırlar mısın? Mavi saçlı bir Tanrı gibi severdim Burdur gölünü O göl…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Hapishanede bir sabah türküsü

Maltepe Askeri cezaevinin avlusunda Sisler içindeki Büyükada’nın karşısında Oturmuş yazarım bu şiiri Eylül başlarında bir cumartesi sabahı Lodos titretiyor ağaçları Yağmur geceden yıkamış çiçekleri Gökyüzü mavi,bulutlar beyaz Ardından baharın geçti koca bir yaz Hapisteyiz hala ve güzün ilk serinlikleri Avlunun dört yanı dikenli teller Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler Kapanır uykusuzluktan gözleri On gündür çocuk sesi duymadım Özledim ‘baba’ deyişini kızımın Özledim beni görünceki sevincini… Hayatım benim, kırk yıllık hayatım Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım İçim burada…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Acılara tutunmak

Acı çekmek özgürlükse Özgürdük ikimiz de O, yuvasız çalıkuşu Bense kafeste kanarya O, dolaşmış daldan dala Savurmuş yüreğini Ben bölmüşüm yüreğimi Başkaldıran dizelere Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya ikimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik buluşmuştuk bir kavşakta unutmuştuk ayrılığı yok saymıştık özlemeyi şarkımıza dalmıştık mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde aramakmış oysa sevmek özlemekmiş oysa sevmek bulup bulup yitirmekmiş düşsel bir oyuncağı yalanmış hepsi yalan sevmek diye…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Evimin en yüksek penceresinden

Evimin en yüksek penceresinden Beyaz bir mendille veda ediyorum İnsanlığa armağan şiirlerime. Ve ne mutluyum ne de üzgün. Bu alın yazısı şiirlerimin. Ondan yazdım ve göstermem gerekir herkese. Çünkü başka bir şey yapamam. Çiçek rengini nasıl gizleyemezse, Nehir akışını nasıl gizleyemezse, Ya da ağaç meyve vermesini. İşte almış başını gidiyorlar, sanki bir arabayla Ve elimde olmadan üzülüyorum, Bir yerim ağrıyormuş gibi. Kim bilir kim okuyacak onları? Kim bilir kimlerin ellerine geçecekler? Çiçek, yazgım gözler için…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Karla gelen

geldiğin gece kar yağmıştı kentin üstüne gökyüzünden sorular düşüyordu hiç durmadan. nasıl da kalabalıktın sen; bütün kollarımla sarılıyordum da vücuduna, kapıda kalıyordu yine de bir yarın… ilk o zaman anlamıştım bu eve fazla gelen bir yanı vardı bu buluşmanın ve daha o geceden belliydi, aşkımızın boyumuzu aşan yüzlerce ayak izinden ve kar sıcağı sorulardan yapıldığı. alıştığımız bir şey değildi oysa, karda tipide sulara düşmek bir ateşin ağzından, yeni bir ejderha oluvermek buzul çağında ve ansızın…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yağmur

Vareden’in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır bozbulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan…

Devamını görüntüle