Sepet 0
Devamını görüntüle...

Eylül oluyor

Küçük bir basamağı bütün varlığıyla geçmeye çalışıyor yeni yürüyen bir çocuk; bütün gücüyle, bütün acemiliğiyle, bütün sevimliliğiyle. Basamak duvar oluyor, set oluyor. Ana-babalar denizde, eğlencede yemekte. Tahtıravalli inip kalkıyor, salıncağın etekleri rüzgârda Renklerle, ışıklarla cıvıldıyor bahçe. Yeni yürüyen çocuk basamağa bakıyor: Çok uzaklara bakıyor sanki, çok uzaklara. Eylül oluyor sevimliliği, gücü, acemiliği Bir anlık Eylül oluyor. Ne Ağustos’u tanırım artık ne de Ekim’i. Fuzuli bir kalabalıktan dönmüşüm. Aklım ermiyor. Suç arıyor, suçlu arıyor yatalak gece.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Meşe Ağacının Solunda

Tanrıyı düşünüyorum bazen öyle çok da değil ama zamanını çalmak istemem hem zaten o uzakta ama sen yanımdasın şimdi keder içindeyim keder içindeyim ama seviyorum seni daha nice saatler geçecek biliyorum bir nehir gibi akıp sokaklar geçecek hep yanımda olan ağaçlar gökyüzü ve dostlar geçecek ama öyle şanslıyım ki seni seviyorum çok eskiden çocukken çok eskiden, her neyse boş ver basit bir tesadüftü zaten gözlerinde kaybolmak gibi tıpkı izin ver kaybolayım yine seviyorum seni seni…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yeni mektup aldım

Yeni mektup aldım gül yüzlü yardan Gözletme yolları gel deyi yazmış Sivralan köyünden bizim diyardan Dağlar mor menevşe gül deyi yazmış Beserek’te lale sümbül yürüdü Güldede’yi çayır çimen bürüdü Karataş’ta kar kalmadı eridi Akar gözüm yaşı sel deyi yazmış Eğlenme gurbette yayla zamanı Mevlayı seversen ağlatma beni Benek benek mektuptadır nişanı Göz yaşım mektupta pul deyi yazmış Kokuyor burnuma Sivralan köyü Serindir dağları soğuktur suyu Yar mendil göndermiş yadigar deyi Gözünün yaşını sil deyi yazmış…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Üşür ölüm bile

Bir ormanda tutup onu Bağladılar ağaca Yumdu sanki uyur gibi Gözlerini usulca Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Diz çöktüler karşısına Sonra ateş ettiler Parçalanan yüreğine Yuva kurdu mermiler Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Gelip kondu bir güvercin Ellerine o gece Kırmızı bir çelenk oldu Bileğinde kelepçe Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Ülkü Tamer Kaynak: www.siirdefteri.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bursa sokağında vurdular

beni bursa sokağında vurdular güneşi olmayan bir sabahta yeşil şarap aktı bileklerimden bir çöpçünün nasırlı eli saçlarımda “picadilly” kızları öbek öbek pınarlarımda sarhoşlar avuçlarımda yürüdü ömür çizgim bir postalın kabarasında güneşi olmayan bir sabahta beni bursa sokağında vurdular küf kokan kızlar taşıdı kollarımdan terli köy çocukları işkembe işkembe eller sarımsı sarımsı dişler tüm sarı ne varsa, tüm solgun her şey eflatun gözler, siyah dudaklar “picadilly” kızlarında beni bursa sokağında vurdular bir akşam gazetesinde sayfa sayfa…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Canım, Sevdiğim, Yüreğim…

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin… Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan… Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır… Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili… Bir gün akıp gideceğiz hayata… Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur… Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sonbahar

Altın rengi gözleri yanan bir semaverdi Ilık bir çay kokusu akardı saçlarından. Yanmanın lezzetini onda hissettiğim bir an Ve yazın sevgisini bana önce o verdi. Yaz gibi iri olgun meyveleri severdi, Bir çocuk gibi şendi ve gülerdi her zaman Bir mevsim gözlerinden içime doldu cihan Ve güzel yaz günleri ne çabuk geçiverdi. Artık donuk bir cam var mavi gökler yerinde. Güneşi benden çalan o sıcak bakışlardır, Ve yazı o götürdü mutlak beraberinde. En güzel rüyaların…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Afrika’nın yüreğinde sabah

Binlerce yıl, Afrika’m, bir hayvan gibi acı çektin, Çölü yalayıp geçen rüzgârda savruldu küllerin. Gözalıcı, büyülü tapınaklar yaptı zalimler Ruhunu acılardan kurtarmak için Barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı Yalnız ölmekti senin hakkın bir de ağlamak, Totemine bitip tükenmez açlık, tutsaklıklar oydular, Ağaçların kabuğunda bile korkunç, zalim bir ölüm Sinsice seni gözlüyor, sana doğru geliyordu Ağaçların deliklerinden, ucundan çıkan dallar gibi Ölüm vücudunu, tedirgin ruhunu sarıyordu. Göğsünün üstüne kocaman hain bir engerek yılanı koydular: Boynuna sert…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

şiir

Yavrum bu senin gülüşünün ardında Bütün sevda kelimeleri çırılçığlak Memelerini tutup çıkarıyorlar boynunu Sonra kalçalarını gözbebeklerini Sonra ne varsa okşayış adına Bütün bunları bulup çıkarıyorlar Seni öptüğüm zaman gözlerinden Yalnız sen göresin diye Bu sevda kelimeleri Paul Eluard Kaynak: siir.alternatifim.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir İspanyol Cumhuriyetçisine Ağıt

Bir kitap duruyordu yerde, cansız belinin yanında, filiz sürüyordu bir kitap ölüsünün üstünde. Alıp götürdüler yiğidi, ve somut, mutsuz ağzı karıştı soluğumuza; hepimiz terliyorduk, gövdelerimiz bir yük; dolanan ay ardımızda; ölüsü de terliyordu acıdan. Ve bir kitap Toledo savaşında, ardında bir kitap, üstünde bir kitap filiz sürüyordu ölüsünden. Mor elmacık kemiğinin şiiri, söylemekle susmak arası, yüreğinde taşıdığı o yiğit bildirinin şiiri. Yalnız bir kitap kalmıştı geride, çünkü mezarda böcekler yoktu, ve gömleğinin kolları yanında kanına…

Devamını görüntüle