Sepet 0
Devamını görüntüle...

Kapının önünde duran çocuğa gazel

Kapının önünde duran çocuk Bir kır görünümünü andırıyor Güneş tütüyor saçlarında Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor Kapının önünde duran çocukta Bütünleşiyor bütün zamanlar Dağlar doğuyor çatırdayarak Derinleşiyor okyanuslar Aşklar başlıyor ve bitiyor Dünya sürdürüyor dönmesini İzliyor şaşmaz düzeninde Gece ve gündüz birbirini Kapının önünde duran çocuk Habersiz bütün bunlardan Hayat akıyor durmaksızın Onun içinden ve dışından Ataol Behramoğlu E Dergisi 2000 yılı şiir seçkisi Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yapraklar

Yaprakların yaradılışını okudum Gazali’de. Elin kuşlar kaldırıyor, Bana bu şiiri yazdırıyor durup dururken. Durup dururken senin için yapraklar topluyorum Senin uzun, güzel ayakların için. Gereksiz uzuyor bir tümce durup dururken. Yapraklar topluyorum yaprakları anlamıyorum. Sokağı dönüyor sesin.   Yaratım, Eylül-Ekim 2004 İlhan Berk Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Çankırı hapishanesinden mektuplar

Saat dört yoksun Saat beş yok Altı, yedi, ertesi gün, daha ertesi ve belki kim bilir… Hapisane avlusunda bir bahçemiz vardı. Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı. Gelirdin, yan yana otururduk, kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde… Kelleci Memedi hatırlıyor musun? Sübyan koğuşundan. Başı dört köşe, bacakları kısa ve kalın ve elleri ayaklarından büyük. kovanından bal çaldığı adamın taşla ezmiş kafasını. “hanım abla” derdi sana. Bizim bahçemizden küçük bir bahçesi vardı, tepemizde, yukarda,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Merhaba canım

ben az konuşan çok yorulan biriyim şarabı helvayla içmeyi severim hiç namaz kılmadım şimdiye kadar annemi ve allahı da çok severim annem de allahı çok sever biz bütün aile zaten biraz allahı da kedileri çok severiz hayat trajik bir homoseksüeldir bence bütün homoseksüeller adonistir biraz çünki bütün sarhoşluklar biraz freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır siz inanmayın bir gün değişir elbet güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü çünki ben okumuştum muydu neydi biryerlerde tanrılara kadın satıldığını ah canım…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kargo

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun! Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun. Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun. Buraya, küçük…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ölüm Ülkesinde Aşk

Gece bir karşı varlıktı karanlığıma Gece tanımsız bir bütünlük Senin hayatını düşündüm Sevmek sevgilinin suretini bürünmektir biraz da Sonbahar uzaktan bakmaktı sana Sonbahar yeniden ölüm Mithatpaşa Caddesi’nde yürüyorum Kim bilir bu duyguyu kaçıncı kez yaşıyorum Güzelyalı tenha bir gece olmuş İzmir’de Hep senin gözlerini görüyorum Yaşamak yumuşak dikenlerinde yokluğunun İkimizde iki ayrı evrende iki ayrı barış Bir uyumu eylemek zordur bunun gibi Uyum yokluğuysa uyumuzluğun Sen yok gibisin Yokluğunu kim tamamlayacak Güzelyalı bir vapur olmuş…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Titrek bir damladır

Titrek bir damladır aksi sevincin Yüzünün sararmış yapraklarında Ne zaman kederden taşarsa için Şarkılar taşırsın dudaklarında. İşlerken hülyama sesten örgüler Bir çini vazodan dökülen güller Gibi hülyada fecirler güler Buruşmuş bir çiçek parmaklarında. Gözlerin kararan yollarda üzgün, Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün; Süzülüp akasya dallarından gün Erir damla damla ayaklarında. Sesin perde perde genişledikçe Solan gözlerinden yağarken gece Sürer eteğini silik ve ince Bir gölge bahçenin uzaklarında. Sen böyle kederden taştığın akşam Derim dudağında…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Orda bir köy var uzakta

Orda bir köy var, uzakta, O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da O köy bizim köyümüzdür. Orda bir ev var, uzakta, O ev bizim evimizdir. Yatmasak da, kalkmasak da O ev bizim evimizdir. Orda bir ses var, uzakta, O ses bizim sesimizdir. Duymasak da, tınmasak da O ses bizim sesimizdir. Orda bir dağ var, uzakta, O dağ bizim dağımızdır. İnmesek de, çıkmasak da O dağ bizim dağımızdır. Orda bir yol var, uzakta, O yol…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sitem

Önde zeytin ağaçları arkasında yar Sene 1946 Mevsim Sonbahar Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim Dalları neyleyim. Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim. Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar Değirmen misali döner başım Sevda değil bu bir hışım Gel gör beni darmadağın Tel tel çözülüp kalmışım. Yar yar Canımın çekirdeğinde diken Gözümün bebeğinde sitem var Bedri Rahmi Eyüboğlu Kaynak: siir.sitesi.web.tr

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ağacın İkindi Türküsü

Açıklara çıkalım boğulmamak için Günün kuytu yerleri şimdi harap İçimizde bir ezgi inceden inceye Bizi kendimize bağlarken akşam olur Karanlığı gümüş rengine boyar mehtap Oturup uzun uzun konuşsaydık Sevişmek nasıl olsa gene olur, iyi kötü Bir ıhlamur sıcaklığı yayılırken odamıza Herşeyi ince ince düşünseydik Ölümü, kırgınlığı, inceliği en başta Bütün eksiklerimize gülüp geçerek Belki de boşa geçti onca zaman Bu da bir tür geçip gitme duygusudur Ne güzel olurdu yeniden başlasak Ne yapsan en başa…

Devamını görüntüle