Sepet 0
Devamını görüntüle...

bugün pazar

Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün Bu kadar benden uzak Bu kadar mavi Bu kadar geniş olduğuna şaşarak Kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, Dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım… Nazım Hikmet

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak

Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım Diri-gergin kasları konuşsaydım “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ” “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor…” Yazık, şairler kadar cesur değilim Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

allahın çocukluğu

İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu. Sabah ezanı Bu yüzden Müslümanlara Allahın selamını öğretir. Allahın çocukluğu Gündoğumunda Ölüleri anmakla başlar. Ve anne ölür Ezanda ölür anne Selamı üzerine olan her çocuk Allahı düşünür. Dili vardır taşların. Sabahları en çok Islak bir huzurla Yatarken onlar İçleri ıslanmış kadınlar Pörsümüş yorgun erkekler Kutsanmak umuduyla Kıvrılır uyurlar. Hepsi laf bunların. Bana kalsa Ağır bir abdest kokusu İnce belli sürahiler Kadınların nemli apışaraları kokan Pazen donları. Burada Sözolmamış sesin kederiyle…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

yerçekimli karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde Oysaki seninle güzel olmak var Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel O başkası yok mu bir yanındakine veriyor Derken karanfil elden ele. Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. Orhan Veli Kanık Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Nâzım Hikmet

hüzün ki en çok yakışandır bize belki de en çok anladığımız biz ki sessiz ve yağız bir yazın yumağını çözerek ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze ovayı köpürte köpürte akan küheylan ve günleri hoyrat bir mahmuz ya da atlastan bir çarkıfelek gibi döndüre döndüre bir mapustan bir mapusa yollandığımız biz, ey sürgünlerin nâzım’ı derken tutkulu, sevecen ve yalnız gerek acının teleğinden ve gerek lâcivert gergefinde gecelerin şiiri bir kuş gibi örerek halkımız, gülün sesini…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kapının önünde duran çocuğa gazel

Kapının önünde duran çocuk Bir kır görünümünü andırıyor Güneş tütüyor saçlarında Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor Kapının önünde duran çocukta Bütünleşiyor bütün zamanlar Dağlar doğuyor çatırdayarak Derinleşiyor okyanuslar Aşklar başlıyor ve bitiyor Dünya sürdürüyor dönmesini İzliyor şaşmaz düzeninde Gece ve gündüz birbirini Kapının önünde duran çocuk Habersiz bütün bunlardan Hayat akıyor durmaksızın Onun içinden ve dışından Ataol Behramoğlu E Dergisi 2000 yılı şiir seçkisi Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yapraklar

Yaprakların yaradılışını okudum Gazali’de. Elin kuşlar kaldırıyor, Bana bu şiiri yazdırıyor durup dururken. Durup dururken senin için yapraklar topluyorum Senin uzun, güzel ayakların için. Gereksiz uzuyor bir tümce durup dururken. Yapraklar topluyorum yaprakları anlamıyorum. Sokağı dönüyor sesin.   Yaratım, Eylül-Ekim 2004 İlhan Berk Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Çankırı hapishanesinden mektuplar

Saat dört yoksun Saat beş yok Altı, yedi, ertesi gün, daha ertesi ve belki kim bilir… Hapisane avlusunda bir bahçemiz vardı. Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı. Gelirdin, yan yana otururduk, kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde… Kelleci Memedi hatırlıyor musun? Sübyan koğuşundan. Başı dört köşe, bacakları kısa ve kalın ve elleri ayaklarından büyük. kovanından bal çaldığı adamın taşla ezmiş kafasını. “hanım abla” derdi sana. Bizim bahçemizden küçük bir bahçesi vardı, tepemizde, yukarda,…

Devamını görüntüle