Sepet 0
Devamını görüntüle...

ÇAPKIN ISLIKLARI/MÜVEZZİ YARASALAR

Halil Kahraman’a. Kapılara sığmayan çocuklar serin hastalıkları süzdürüp ilerledi. Evrelerin, şarap havuzlarının, bir masaya uzatılmış anne ölüsünün, Bu yerden memnun değil misin? Top dikenlerin, mahleplerin, ormanasmalarının boşluklarını tamamladığı. On mandıra içinde kılı kırkan, ayıran süt, sahibini inciten Eşyayı hızla doyuran tümleyenlerin. Yüzerek mi, ağlayarak mı? demiş çapkın ıslıkları, Çizgilerinden taşacak kaynayan bavul bir isteğim Bozkır kelerim ve rüyalarımı işgalden vazgeçmeyen çok gözlü silahşörlerim yanımda Memnun değil misin ki hâli burada perişan, dilek şarkıları uzak ve…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

kargış

durup baktık ve büyüdük buruşturulmuş bir ikindi için bir duvarın bir duvarı görmesi gibi sabahları ve tekrarlayarak arındık kendimize bir ip gerdik bir kumaş örttük aramıza mermere suyu düşüren kemiren, acıyan, sarp eden ve tedirginleşen oysa kanun böyle söylüyor mermerin suya gücenmesidir esas olan anlattık -çözüldük aslında- dilimiz ve aklımızla yer değiştirdik birbirimizi uzun uzun seyrettik -iyilik ve güzellikle- bir tabiri olacaksa masanın ucunda, düştü düşecek bir kaşık bakmanın türlüsünü gördük icabında başımızı bir taşa…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

yaşamak denince 
yüzümüzden düşen bin parça

ne oldu bize böyle cevapların bile soruya dönüştüğü bu yere nasıl geldik ne ara tükendi tahammül ben mesela niye böyle birden bire babamı andırıyorum ozanlardan ve büyük adımlardan eser yok şimdi hatırlanmıyor fikret hakan’ın üç güvercin sahnesi bile nicedir unutmuşuz üst katını evlerin daha önce hiç sığınmamışız gibi en kötüsü de incelen sesiyle sokakları dolduran sevgililik fikri ve cebinde akdeniz haritasıyla boşluğa bakan adamlar yok artık aliye rona’yı öldüren de budur belki tüfeğimi dolduracak kadar…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

senin yerine

Senin Yerine, Yavrulu Geyik ve Terli Atlar Gelir Kıbleden… Kar çiçekleri fışkırır göğsümden kökleri kalbime sarılı. Ay büyürken geyikler iner ovaya, nehir boyuna avlanmaya çıkar bir asena. Seni düşünürken gözlerim uyku tutmaz, baykuş sesleriyle göğ uçurumlar uğuldar pusarık vadiler. Şafak sökerken atlar dolar avluya, sağ omuzuma hüma kuşları konar kalkar sol omuzuma anka. Seni düşünürken gözlerim uyku tutmaz, yıldızlar kayar gecenin eteklerinden kıbleye. Kumsalda denizkızları ağlar yakamozlar ağar kirpiklerindeki karaltıya, kızıl tüllere bürünür sarmal yollar…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada

(Rondo) Ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada -Sesin, bir gülü bırakmak gibi bir şeydi. Karaydım, kâğıt gibiydim yaşamalarda Adım görseniz her gün o denizlerdeydi Bin yıl bir M sesiydim aşağı Mısır’da. Ben vurdum sevilere belli değil miydi Bin yıl seni açtım işte yalnızlığımda. Ne zaman aydınlığında adım geçti miydi Bir aşk demekti bu dünyada. Bir zamanlar yalnızlık güzeldi Mısır’da Seninle yepyeni bir göktü gidilirdi Baktım mı, büyürdü bir zambaktı anımda Şimdi bir gölgedir uzar…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa… Bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bin kez budadılar körpe dallarımızı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

teknenin ölümü

Kara yakındı önce, hem çok yakın, Elimi uzatsam tutardı. Yıldızsız teknemdi inip çıkan gece, Kurumuş gece, kum, kömür, arduvaz… Kara yakındı önce, hem çok yakın, Denizleyin inip çıkan önümde Bir tanrının atardamarı. Açtım, yorgundum ama uykum yoktu. Günlerce yekesiz yelkensiz Ne de çok kuş takılmıştı ardımıza, Ne çok harman gördüm köpükten beyaz… Açtım, yorgundum ama uykum yoktu. Güneşler hala sağımda solumda, Sürer gibiydi açık deniz. Deniz en ince hayvanı belleğin Nerden kalktım, o rıhtım, o…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

güvercinin ruhu

Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı Uçar ve huzurlu olurdum Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm Bu dünyada çok acı çektim. Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor Allah’ım, senin gücün ve senin huzurun dışında Nereden sığınak bulurum? Eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasam Yine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim. Beni kararsızlıkla sarhoş ettin Senin yolların ne kadar gizemli Senin yolların ne kadar gizemli. Yüreğimin acısını söylüyorum Ruhumun yakıcılığını söylüyorum Sessizliğimi korurken, kemiklerim ufalıyor Çünkü…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Elsa’nın gözleri

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince Camın kırılan yerindeki maviliğini de Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar Ben bu radyumu bir pekbilent taşından…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

uyanınca üşümek

Kurutulmuş bir çiçektiniz sanki, göğünüzü getirdim Karşılıklı bakışan sulardan ve en iyisi Sırmayla süslenmiş bir eski zaman ceketi örttüm üstlerinize ısındınız, uyudunuz, ölmediniz gülümsemeyle uzun bir araba atlarını itiyordu ve size baktım. Yaprağın bir soğuku yadırgayan yeşili ancak üstümüzdeydi Durmadan karanlıktan uykunuz uzuyordu, sıcaktan uyuyordunuz… ve evler birbirlerinden eskirlerse ve eskiden olmak tükenirse, ve yalnızlığınızın bütün yakılmış mumları erirse, ve sırmalı uykudan usul usul uyanırsanız korkmayın… o zaman lokantalar var daha başka Akşamla. Ve dindiren…

Devamını görüntüle