Sepet 0
Devamını görüntüle...

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa… Bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bin kez budadılar körpe dallarımızı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

teknenin ölümü

Kara yakındı önce, hem çok yakın, Elimi uzatsam tutardı. Yıldızsız teknemdi inip çıkan gece, Kurumuş gece, kum, kömür, arduvaz… Kara yakındı önce, hem çok yakın, Denizleyin inip çıkan önümde Bir tanrının atardamarı. Açtım, yorgundum ama uykum yoktu. Günlerce yekesiz yelkensiz Ne de çok kuş takılmıştı ardımıza, Ne çok harman gördüm köpükten beyaz… Açtım, yorgundum ama uykum yoktu. Güneşler hala sağımda solumda, Sürer gibiydi açık deniz. Deniz en ince hayvanı belleğin Nerden kalktım, o rıhtım, o…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

güvercinin ruhu

Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı Uçar ve huzurlu olurdum Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm Bu dünyada çok acı çektim. Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor Allah’ım, senin gücün ve senin huzurun dışında Nereden sığınak bulurum? Eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasam Yine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim. Beni kararsızlıkla sarhoş ettin Senin yolların ne kadar gizemli Senin yolların ne kadar gizemli. Yüreğimin acısını söylüyorum Ruhumun yakıcılığını söylüyorum Sessizliğimi korurken, kemiklerim ufalıyor Çünkü…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Elsa’nın gözleri

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince Camın kırılan yerindeki maviliğini de Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar Ben bu radyumu bir pekbilent taşından…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

uyanınca üşümek

Kurutulmuş bir çiçektiniz sanki, göğünüzü getirdim Karşılıklı bakışan sulardan ve en iyisi Sırmayla süslenmiş bir eski zaman ceketi örttüm üstlerinize ısındınız, uyudunuz, ölmediniz gülümsemeyle uzun bir araba atlarını itiyordu ve size baktım. Yaprağın bir soğuku yadırgayan yeşili ancak üstümüzdeydi Durmadan karanlıktan uykunuz uzuyordu, sıcaktan uyuyordunuz… ve evler birbirlerinden eskirlerse ve eskiden olmak tükenirse, ve yalnızlığınızın bütün yakılmış mumları erirse, ve sırmalı uykudan usul usul uyanırsanız korkmayın… o zaman lokantalar var daha başka Akşamla. Ve dindiren…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sevgilim meltemdir söyleyen

Sevgilim, meltemdir söyleyen fırsatının bembeyazlığını… Gözlerim seni görmeyecek; bekliyor seni yüreğim! Rüzgâr getirdi bana adını sabah alacasında; dağ tekrarlıyor ayak seslerinin yankısını… Gözlerim seni görmeyecek; bekliyor seni yüreğim! Kuytu çan kulelerinde alabildiğine çalıyor çanlar… Gözlerim seni görmeyecek; bekliyor seni yüreğim! Çekiç sesleri anlatıyor tabutun kasvetini; küreğin sesi de mezar yerini… Gözlerim seni görmeyecek; bekliyor seni yüreğim! Çeviri: Eray Canberk Antonio Machado Kaynak: www.antoloji.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman I

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Böyle Rüzgarlar

Böyle şeyler oluyor işte böyle rüzgarlar Bu güz balkonu beni çağırıyor Neyi dağıtıyor elin akşamda Ben saçlarımı topluyorum ırmakları da Sonra gidip bir şiirin önünde soyunuyorum Bir çocuğu öpüyorum adı sevişmek oluyor Her şey bizden ayrı Her şey biz varken yan yana oluyor Bu oluşa biraz keder ekliyorum Ellerinde bir ağaç Ellerinde telaşlı bir ağaca bakıyorum Sen oturup şeftali yiyorsun Otlar diyorum yürüyor görmüyorsun Sıkıntılı bir yağmur geçiyor pencerelerden Kendime sesleniyorum ses vermiyor Ah sevgilim…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

bugün pazar

Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün Bu kadar benden uzak Bu kadar mavi Bu kadar geniş olduğuna şaşarak Kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, Dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım… Nazım Hikmet

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak

Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım Diri-gergin kasları konuşsaydım “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ” “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor…” Yazık, şairler kadar cesur değilim Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim…

Devamını görüntüle