Sepet 0
Devamını görüntüle...

Gülen Ada

Kimi insan para pul budalası olur, kimisi keşif ve icat meraklısı, bazısı da musiki aşığı. Deli Davut ise adalar karasevdalısıydı. Denizin bu deli divanesinin gözünde hep adalar tüter, adalar titrerdi. Tan yeri ağarırken adalarla beraber uyanacağım diye çok geceler göz yummazdı. Gecenin boşluğu ile örtülü duran deniz rüyasına dalmış derin derin uyurken, tan ışığını yükselten kapan adalar, Arşıpel’in o kopkoyu çelik mavisinde sanki şafak parçaları gibi parlar ve Davut’a tâ uzaklardan göz kırparak,koyunlarında bir yeni…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Cam kırıkları

Yeşil ceketlisi anlatıyor, mavi gömleklisi dinliyor. Dinliyor mu, belli değil. Ben masanın ucundayım. Masanın öbür ucunda iki kişi daha. Uzunca bir masa. Benim karşım boş. İçerisi dumanla kaplı. Gözlerim yanıyor. Yeşil ceketlisi durmadan anlatıyor. Hem içiyor, hem anlatıyor. Kulağıma yapışıp kalan saçma sapan şeyler: bir gecede bilmem şu kadar para harcadığı; ‘Küçük Bilmem ne Kulüp’te aşka gelip nara attığı, silah çektiği, sonra da kapı dışarı edildiği; beş parasızlıktan parkta gecelediği, -böyle şeyler işte- sonra emekli…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Dur bakalım ne olacak

Boğaziçi’nin Karadeniz Boğazına yakın Anadolu yakasında, deniz kıyısı üstünde bir çayevi… O çay evinin hemen bütün müşterileri, hep o semtin insanları olduklarından ve oraya sık sık geldiklerinden birbirlerini tanırlar. Çoğu da emeklidir. Emekli olunca konuşmaları doğal olarak geçim sıkıntısı, pahalılık, sürekli zamlar vb konular üstüne oluyor. O sabah da yine her zamanki gibi önce ev dertlerinden başlayıp ülkenin sorunlarından konuşmaya geçtiler. Hükümet enflasyonu yüzde otuzda tutacağına söz vermişti, oysa yüzde sekseni buldu. Yüzde seksen, ha?…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Devlerin Ölümü

Çok, çok eski zamanlarda, bundan yüz milyonlarca yıl evvel,dünyamız henüz bilginlerin -İkinci devir- adını verdikleri çağlardayken, yeryüzünde birtakım kocaman, korkunç devler yaşamaktaydı. Bugün bildiğimiz hayvanların çoğu o zamanlar daha ortada yoktu. Canlı yaratık olarak denizlerdeki balıklar, birçok kuşlar, pek küçük bazı memeli hayvanlar ve kurbağalar vardı. Bir de bu söylediğimiz devler. Bunlar da çeşit çeşitti. Boyları sekiz on metreden tut da, yirmi beş metreye kadar olurdu. Kimisinin kalın, pul pul, sırtı dikenli derileri, küçük bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Faretin

Adını Faretin koymuşlardı. Kütük Restoran’da mezesiz içki sofralarının davetsiz misafirlerinden biriydi. Soyunun yeryüzüne düşmesinden bu yana düşmalarına karşı kullandığı en gelişmiş silahı olan koku alma yetisini, alkol kokusuna karşı öncelikle kullanıyor ve bundan büyük bir haz duyuyordu. Bu koku onda alışkanlık yapmıştı. Şimdilerde aldığı kokuların başında, onsuz bir gün bile yapamayacağı –o gün bahtına hangisi çıkarsa- göztaşı veya kireçle yaşlandırılmış köpek öldüren kokusu geliyordu. Önceleri, damağından benliğine huzur vererek damarlarından yavaş yavaş vücuduna yayılan bu…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Neden Sonra

Güya iki buçuk matinesi için sözleşmişlerdi. Halbuki saat üçü çeyrek geçiyordu. İhsan sigarasını yere atıp ezdi, “Hiç bu kadar beklettiği olmazdı,” diye söylendi. Sokağın üstüne ince ince yağmur yağıyordu. Berberin köşesine yine o her zaman ki kestaneci oturmuş… Genç adam sinemanın basamaklarını indi. Karşı sokağa dalıp caddeye çıktı. Beyazıt Meydanı yağmurun altından pırıl pırıl parlıyordu. Caddeden tramvaylar gelip geçiyor, camları buğulanmış otobüsler müşterilerini bırakıp acle acele yollarına gidiyorlardı. İhsan ıslak kaldırımın üstünde bir aşağı beş…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Havva

Benim saçlarım yumuşak. Havva’nın saçları keçe gibi. Annem ustura ile iki defa kazıttı saçlarını uzasın diye, ama uzamadı, kısa kaldı. Burnu da öyle biçimsiz ki! Yamyassı. Tıpkı okul kitaplarımızdaki maymunun burnuna benziyor burnu. Hiç sevmiyorum onu. Pis, hırsız. Annem, bu gün onu bir temiz dövdü. Tabi( döver. Misafir odamızdaki güzelim halımızı kesmiş. Deli mi ne? Annem: “Kız niye kestin halıyı?” dedi. O. “Kuş var halının içinde”, dedi “Beyaz kuş. Onu çıkartacaktım.” Gördün işte kuşu. Bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

BİTMİŞ BİR YAZIN PEŞİNDEN

Oturuyorlardı. Karşılıklı. İkisi. Yalnızdılar. Dışarıda (ve içeride) hava kararmıştı. Gece değildi, hayır. (Yaz da değildi.) Soğuk, sislenmiş puslanmış bir kasım günüydü. Bugün günlerden neydi? Bilmiyordu. (O da bilmiyor, ben de bilmiyorum. Yıllar ve salılar. Eski salılar. O geçmiş salılardan bir salıda değiliz. Sıkıntılıyım. Sıkıntılısın. Sokak ve bu salon. Onun da sıkıldığını görüyorum. Hiç değişmemiş. Aynı. Hep aynı. Hep. Hiç değişmeyecekti ve hiç değişmemiş işte. Onu değiştiremedim. Beni değiştiremedi. Ama o beni değiştirdi. Değişmişti. Her Salı,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Eskiyen

Dolana dolana odanın köşe bucağına yayılıyor, gözlerimizi yaşartıyor. Karanlık, isli. Tavan, selâm vermeğe hazırlanır biçimde üstümüze eğilmiş, bastırıyor, yerse ona inat, ortasından yukarıya doğru bir hörgüç çıkarmış .. İkisinin ortasında ezilense biz, eşyayla birlikte yoğunlaşarak gözlerimizi dolduran, herbirimizi odanın bir köşesine fırlatarak kabuğumuza çekilmemizi zorlayan, üst-başımızdaki çaputlarımızla birlikte bıkkın kımıldanışlarla altımıza aldığımız uyuşmuş ayaklarımıza yer değiştirmek için küçük, isteksiz hareketler yaptıran —en önemlisi sabırsızlandıran. Dolana dolana her köşede ve babamla aramızda koyu mavi bir duvar..…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

KURTLAR’DAN

Karanlıkta koşuyorsun.Arkanda homurtular. “Korkacak bir şey yok!” diyorsun kendi kendine. Karanlıkların içinde bir haya kımıldıyor. “Sen gene kimin peşine düştün?” diyor alaylı bir ses.Nilüfer’in sigaradan kısılmış, erkeğimsi sesi…yanında koşuyor Nilüfer.Ponponlu, pembe terlikleri var ayağında. Gecelikle, çorapsız! Yüzü ne kadar genç! Kömür gözleri ateş saçıyor gülerken. “Kurtlar peşimde,” diyorsun. “Öyküyü bitirmeyelim, bitirmek için Mine’yi bulmalıyım…” diyorsun.Durmalı bir yerde o kız.Yol sapağına geldiğine! Karar vermeli ne yanı neyi seçeceğine…Yaşamak istiyorsa…Mutlu olmak istiyorsa… “Mutlu olmak, mutlu olmak!… “Sesin…

Devamını görüntüle