Sepet 0
Devamını görüntüle...

Tehlikeli Oyunlar

“Sana hiç bahsetmemiştim ama, muhakkak duymuşsundur: Evliliğimizin dördüncü yılında Nazlı, evi terk etmişti. Nasıl derler, bir başkasına kaçmıştı. Acıklı bir durumdu. Ne yapacağımı bilmeden odalarda dolaşıp durdum. Karımın resimlerine baktım. Bir şeyler yapmak, birilerine gitmek, ne bileyim dert yanmak, ondan şikayet etmek, bana yapılan bu haksızlığı ortaya koyup sızlanmak istemeliydim. En azından, herkesin yaptığını yapmak gelmeliydi içimden. Belki de bütün bunları istiyordum, harekete geçemiyordum. Üstüm başım dağınık, sokaklarda sürükleniyordum. Söze nereden başlanacağını bilemiyordum herhalde: Durup…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yüksek Gerilim

Yağmurlar dindi. Ovanın böğründeki hafif eğimli toprak kanallar taralarda biriken fazla suyu denize akıttı; akıntı, kıyılarında sivrisineklerini ve kurbağalarını çoğalttı. Tarlalar da kanalların toprakta bıraktığı nemi sakladı, pamuğunu büyüttü. Tek pervaneli uçaklar mayıs sonu ovanın üstünde dolaşmaya başladılar. Sonra artık tarlaların üstünde sık sık uçtular, ovaya ilaç püskürttüler. Siyolan kokusu, bir yol ayrımındaki çilek tarlasında olgunlaşan çiçeklerin tadına sindi. Ardından sırayla ekmeğin, etin, sebzenin tadına sindi. Çevredeki hüsnüyusufların, morsalkımların, ıtırların özsuyuna yürüdü; şantiyelerdeki araçların dişlilerine,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Fesleğen

Sabahın alacasında verilen tilt suya doğranmış sebzeli çorbayı tiksinerek kaşıkladıktan sonra koğuş penceresinin geniş kenar duvarına yaslanarak, bir cigara yakmış, köpek oturuşundaydım. Burayı neden sevdiğimi biliyorum. İnsan hiç ilk sünnetini unutur mu? Eskidendi, zaman eskiydi, hayal meyal hatırlıyorum saçlarımın kendi irademin dışında ilk kesilişini. Haylaz bir ortaokul öğrencisiydim. Bana bir ders verilmesi gerekiyordu onurumla oynanarak. Ergenliğe yeni girmiş bir erkeğe verilecek en büyük ceza ne olabilirdi? Babam, her baba gibi zalim ve mutlakçıydı. Karısı dahil…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kaybolan

Erkek kapıyı açtıktan sonra geri çekildi. Geçmesi için karısına yol verdi. Ellerinde küçük yol çantaları, bavullarıyla eve girdiler. Bir tuhaftı evin içi. On gündür insansız kaldığını belli eden bir hava, bir yabancılık kokusu sinmişti her köşesine. Kadın salonun bahçeye bakan pancurlarını açtı. Nisan başlarında bir ikindi üstünün hızı geçmiş güneşi eşyayı aydınlattı. —Şu hale bak, dedi. Dört bir yan toza bulanmış. Ev bu durumdayken imkânı yok rahat edemem. Hemen kolları sıvamam gerek. Erkek salondan yemek…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Son Yaprak

New York’un düşük kiraları yüzünden sanatçılarla dolu olan Greenwich Village’ında üç katlı bir binanın en üst katındaydı Sue ve Johnsy’nin stüdyoları. Amerika’nın iki ayrı ucundan gelen kızlar bir lo­kantada tanışmış ve ortak sanat zevkleri olduğunu anlayınca ortak bir ev tutmaya karar vermişlerdi. Bu olay Mayıs ayındaydı. Kasım ayında ise bölgeye doktorların zatürree adını verdiği soğuk bir yabancı gelip buz gibi parmaklarıyla orayı burayı yoklamaya başlamıştı. California rüzgârlarıyla kanı sulanmış ufak tefek, ince yapılı bir kızcağız…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir firar

İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı. İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu. Bayram namazında İmamköy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti. Hâlbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu… Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir. En aşağı yedi sene yiyecekti. Seke seke yürüyor, ara sıra ayağı bir taşa takılıp sendeledikçe candarmaların birisi koluna yapışıyordu. Biraz yürüdükten sonra kendisine bir de sigara verdiler. .. Bunlar…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bıldırcın

Şimdi size anlatacağım olay başımdan geçtiği zaman on ya­şında kadar vardım. Olay yazın geçmişti. O zaman Rusya’nın güneyinde bir çift­likte oturuyorduk. Çiftliğin çevresinde birkaç fersah ötelere ka­dar bozkırlar uzayıp gidiyordu. Yakınlarda rie bir orman, ne de bir dere vardı. Pek derin olmayan, fundalıklarla kaplı sel yatak­ları, dümdüz bozkırı yeşil yılanlar gibi kesiyordu. Bu sel yatak­larının dibinde küçük derecikler sızıyordu. Ötede beride en sarp tepelerde gözyaşı kadar berrak sularıyla kaynaklar görü­nüyordu. Çiğnenmiş keçi yolları oraya gidiyor,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

ESKİYEN

Dolana dolana odanın köşe bucağına yayılıyor, gözlerimizi yaşartıyor. Karanlık, isli. Tavan, selâm vermeğe hazırlanır biçimde üstümüze eğilmiş, bastırıyor, yerse ona inat, ortasından yukarıya doğru bir hörgüç çıkarmış .. İkisinin ortasında ezilense biz, eşyayla birlikte yoğunlaşarak gözlerimizi dolduran, herbirimizi odanın bir köşesine fırlatarak kabuğumuza çekilmemizi zorlayan, üst-başımızdaki çaputlarımızla birlikte bıkkın kımıldanışlarla altımıza aldığımız uyuşmuş ayaklarımıza yer değiştirmek için küçük, isteksiz hareketler yaptıran —en önemlisi sabırsızlandıran. Dolana dolana her köşede ve babamla aramızda koyu mavi bir duvar..…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

BUZUL ÇAĞININ VİRÜSÜ

Sana yirmi beş yaş dayanılmaz haşarılığını kanıtlayan yazılarından kopya ettiğim birkaçını gönderiyorum. Kızma! Biliyorum yanlıştı sana gelmem. Kalan yanlışlıklar değil midir zaten. Karşılaştığımız ilk gün gözlerinde beliren huysuzluğu duyumsamıştım. Seni değişmiş görmeyeceğim hiç. Görmek de istemiyorum. Hep aynı o aşk adamı, töre kaçkını delikanlı. Birdenbire gecikmiş çöküntüye dayanamayan Byron portresi. Ben çürüdüm senin adına durmadan, bilerek. Ellerime baktın. Çoraktı, çatlaktı. Belki tek vurgunluğun gözlerimeydi. Onlardı eskitilemeyen. Yıpranmazdılar ben isteseydim bile. Bir süre oyalanma gücünü veren…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

bir yol

Birdenbire ayağa kalktı ve eliyle trenin penceresinden işaret ederek: -İşte, dedi, şu gördüğünüz küçük yol, şu iki ağaç arasında tepenin eteğini kıvrılan patika… Fevkalâde hiçbir tarafı yok değil mi? Hemen her yerde bol bol rastgelebileceğimiz alelade bir şey… Bununla beraber nereye gittiğini, nereden geldiğini bilmediğim, bir dönemeçte kaybolan tozlu parçasından başka hiç bir tarafını tanımadığım bu yol benim hayatımda bütün bir sergüzeşttir. Onbeş seneden beridir ki bu yolda her ay bir iki seyahat yaparım. Bu…

Devamını görüntüle