Sepet 0
Devamını görüntüle...

Hayli “günahkâr” bir insan evladı: Eduardo Galeano

Futbol topu gibi dönüyor” dediği dünyanın pek çok kirli yönüne dokunan Eduardo Galeano, Latin Amerika’nın kahvehanelerinden öğrendiği tertemiz hikâyelerle büyüyüp, onları kendi üslubuyla dünyaya anlatmıştı. Bilgeleri dinleyip anlamaktan vazgeçtiğimiz günden beri dünya berbat bir yer haline geldi. Hayır, eski çağlardakilerden bahsetmiyorum; hemen yanıbaşımızdakileri kastediyorum. Yalan soslu dünyanın albenisi içinde, birbirimize temas etmeden yaşadığımız bugünlerde, o bilgelerin sözüne çok daha fazla ihtiyacımız var ama sayıları da her geçen gün azalıyor. Onlardan biri olan Eduardo Galeano, 13…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Turgut Uyar neden kanar?

Şiiriyle kendimize kabul ettiğimiz Turgut Uyar, Derviş Aydın Akkoç’un gerçekten büyük çabası -ve belki de cesaretiyle- dört çocuğunun tanıklığı ile başka patikalardan ve ormanlık sırtlardan bize dönüyor. Elimizde bir Turgut Uyar kitabı tutuyoruz şimdi. Israrla, şiiri dışında kendisini gizlemeye çalışan, “Benim hayatım kupkurudur, oradan şiirime ilişkin önemli ipuçları çıkaramazsınız,” diyen, denize sırtını döner gibi, ona doğrulan gözlere de sırtını dönmeyi tercih eden bir şairin, ısrarla geri çağrılmasının kitabı bu, aynı zamanda. Yazma uğraşını biraz da…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Fareler ve İnsanlar: Arkadaşlık mı yoksa çıkar ilişkisi mi?

“En iyi planları farelerin ve insanların/ Sıkça ters gider.” Robert Burns – To a Mouse Nobel edebiyat ödüllü John Steinbeck’in Büyük Bunalım yıllarını anlattığı bir novella olan Fareler ve İnsanlar, 1937 yılında yayımlanır. Eserde, Amerika’nın yaşadığı sarsıntılar ve değişimler verilirken aynı zamanda insan ruhuna da bir ayna tutulduğundan bahsedilebilir. Bu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını anlatır Steinbeck: Georgie Milton ve Lennie Small, hem kendi ilişkileri hem de diğer çiftlik işçileriyle ilişkileri çerçevesinde anlatılır. Tamamen…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kosmos

Kosmos veya kendisine taktığı isimle Battal, bir şeylerden kaçarcasına gelip sığındığı kasabada misafir olarak kalmaya başlar. Sıra dışı bir insan olan Battal hastaları iyileştirir, ölmüş çocuğu diriltir, insanlara yardım eder. Ahalinin ilgisini ve sevgisini toplamakla beraber, ilginç ve ürpertici karakteri zaman geçtikçe insanların tepkisini çekmeye başlar. Bir Reha Erdem eseri olan film izleyiciyi kasvetli, karamsar bir havaya sokuyor. Bu hava zaman zaman kimi izleyiciyi rahatsız edebilecek noktaya kadar ulaşabiliyor. Yönetmen, birçok filminde aktardığı insana ve…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yeniden; Cesur Yeni Dünya

Yazının icadından beri dünya daha kolay dönüşebilecek, yakın-uzak geleceği tasarlanabilecek bir seyirle dönmeye devam ediyor. Tarih boyunca insan, doğa başta olmak üzere dünyaya dair bir etkileşim içinde. Bunu takiben keşifler dünyanın daha büyük bir yer olabileceğini göstermiş, icatlar dünya nimetlerinin şekillendirilebileceğini kanıtlamış, bilim sistematik ve sınanabilir bir yolla paradigmalar sunmuştur. Bugün var olan birçok sosyal ve teknolojik yapı dün imkansız, kimi ırklarca şeytan, yer yer korkunç sayılabilecek ütopyalardı. Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya’yı insanoğlunun uzakta…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Proust’un Şikâyetname’si: Üst Kat Komşusuna Mektuplar

“Bu mektupları okumak bir zevk ve Proust’u seven her okuyucu da iki uyku arasında iştahla okuyacaktır. Ama Proust’un hayat hikâyesi ve Fransızcası yirmi bir ciltte toplanmış ‘bütün mektupları’ ekmekse, bu bir avuç mektup bir dilim pastaya benziyor.” Meğer Marcel Proust, Haussmann Bulvarı 102 numarada oturduğu yıllarda gürültücü üst kat komşusuna bir sürü mektup yazmış! Edebiyat dünyası için küçük, o dünyanın dört bir tarafına yayılmış sabırlı ve uykusuz Proust tutkunları içinse büyük bir haber bu. Haber…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Fransız Felsefesinin Macerası

Alain Badiou, Fransız felsefesinde 1960’lardan itibaren söz sahibi olan isimlerin, hem söylemlerini hem de onlarla birebir yaşadıklarını anlatıyor. Badiou, bir bakıma 1960’tan sonra Fransa ve Avrupa’da etkin olan düşünürlere dair bir okuma gerçekleştiriyor. Felsefenin kimi insanlarda yer etmiş kötü şöhretinin kaynağını bulmak hiç de zor değil. Sokrates öncesi dönemden başlayarak felsefenin, bazı bazı “etliye sütlüye bulaşmadan ahkâm kesenler cemiyeti” diye nitelenmesinin o kötü şöhrette payı büyük. Bunu ortaya atanların argümanını haklı çıkaracak “düşünürler” elbette oldu.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kayıtsızlık Çağı

Bazı eleştirmenlerin post-scriptum ya da bir roman özeti olarak ele aldığı Kayıtsızlık Şenliği’ni bir arada tutan şey, farklı değinmelerdeki kayıtsızlık incelemesi. Milan Kundera 1990’lardan beri ikinci vatanı kabul ettiği Fransa’da yaşıyor ve Fransızca yazıyor; ancak sanki Fransız okurdan intikam almak ister gibi, yazdıklarının bu dilde yayımlanmasına geç izin veriyor. Bilmemek romanı önce İspanya ve Türkiye’de yayımlanmış, ancak üç sene sonra Fransızca orijinali piyasaya çıkmıştı. Son romanı Kayıtsızlık Şenliği için de aynı şey oldu; kitap önce…

Devamını görüntüle