Sepet 0
Devamını görüntüle...

Çivisi Çıkmış Dünya

Kapitalizmin küresel bir sisteme dönüşme eğilimini Batılı iki düşünür, Karl Marx ve Friedrich Engels, 1848’de yazdıkları Komünist Manifesto’da ortaya koymuştu. Son çeyrek yüzyıla damgasını vuran küreselleşme sürecini de, küresel boyutta iş yapmaya odaklanan Batılı şirketler tetikledi. Bu süreçte sermaye hareketlerinin yanı sıra üretim süreçleri de ilk kez gerçek anlamda küreselleşti ve daha önce kapitalist sistemin etki alanı dışında kalmış olan Çin ve bazı diğer Asya ülkeleriyle eski Sovyet Bloğu ülkeleri de küresel sistemin oyuncuları haline…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

BİNYILLARIN BÜKTÜĞÜ* ; nelly Sachs

Başlangıçta cermeniyeti dil ailesi grubundan çekiştirip azığı arttırabilir tok ilerlememizi sağlayabilirdik, ama bu bizi efsane replikler kurgulamasının dışına çıkarabilir, birlikteliğin ötesine yuvarlayabilirdi. Eskiz olarak bundan muhafaza edinilmek başta sağlıklı bir çokkültür okurunun görevidir diye düşünüyorum. Öyleyse söze dili bağlanmaktan başlayayım. Tanınmış şairlerin hepsi bir mucizeye ait değildir diyebiliriz. Yüce Borges’in dediği üzere : “Yaşını başını almış bir bekar için, sunulan bir aşk, umud edilmedik bir armağandır. Koşulları belirlemek mucizenin hakkıdır.” Peki sevgili Borges, bir hak…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Modernleşme Serabı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Ahmet Hamdi Tanpınar 1901, İstanbul doğumludur. Doğum yeri ve tarihi göz önüne alındığında yazarımızın buhranlı bir dönemde bu dünyaya teşrif ettikleri görülmektedir. Memur olan babasının tayinleri neticesinde çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Anadolu’nun pek çok şehir ve kasabasında geçirmiştir. Yine bu yıllarda bir devrin kapanışına ve yeni bir devrin başlangıcına tanıklık etmiştir. Tüm bunlardan bahsetmemin nedeni yazarımızın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının çatışma öğesini bu yıllarda yaşanılanlardan kurgulamış olmasıdır. Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Taburedeki adamın anlattıkları

Tek bir rafına gözlerimizi diktiğimiz kişisel bir kitaplık var önümüzde. Kitaplığın sahibinin de bize o rafta bulabileceklerimizi anlattığını varsayın. Bu kitaplığın sahibi Enis Batur işte, anlattıklarına verdiği isimse Gülmekten Ölmek… Bir kitaplık düşünün, şimdilik yalnızca bir rafını görebildiğiniz. Bu raf alfabetik olarak ya da içeriğine göre sınıflandırılmış kitaplardan oluşmasın. Örneğin orada ne 19. yüzyıl Fransız şiirinin tüm ağır toplarını, ne Cézanne tabloları üzerine yazılmış deneme kitaplarını ne de Bilge Karasu’nun külliyatını bulabilelim. Ama bu rafta,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Mark Twain’in Kehaneti

Bu kitap feodaliteyi, soyluluğu anlamak için onlarca ders kitabı metninden daha faydalı; Ortaçağ tarihi derslerinde rahatlıkla yardımcı okuma kitabı olarak kullanılabilir. Edebiyat meraklıları arasında, 1835 Missouri doğumlu Samuel Langhorne Clemens’i sanırım pek az kişi bilir; oysa, Mark Twain’in adını duymamış kimse yoktur. Modernliğin ve teknolojinin çılgın bir hızla gelişmeye başladığı bir zamanda dünyaya gelen küçük Samuel’in ideali, Mississippi nehrinde istimbot (buharlı tekne) pilotu, yani kılavuz kaptan olmaktı. O zamanlar en yüksek ücret ödenen mesleklerden birisiydi…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Umudun baş eğmez şövalyesi

Hem hikaye anlatıp hem de bir meseleye işaret etmeyi başarması, Ahmet Büke’yi günümüz Türk öyküsünde ayrıcalıklı bir yere koyuyor. Dünyanın daha çok, pek çok gezgin şövalyeye ihtiyacı var. Çünkü daha güzel bir dünyanın mümkün olduğuna inanan şövalyemiz Don Quijote, o saadetli hayal uğruna çarpışıyordu. Sonra şövalyelik unutuldu, Don Quijote’nin bir parodi olduğuna inananlar çoğaldı. Yaşlı dünyamızın başına da pek iyi şeyler gelmedi. Yine de ümitsizliğe düşmeyelim ama dünyanın daha çok, pek çok gezgin şövalyeye ihtiyacı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Döngünün ve silsilenin metnini çevirmek

Dünya edebiyatının önemli ismi James Joyce’un eserleri Türkçeye çevrilmiş olsa da, edebiyatta bir doruk noktası olarak kabul edilen Finnegans Wake bugüne dek hep “çevrilemez” olarak anılmıştı. Üstelik yalnızca dilimize özgü bir durum da değildi bu, tüm dünyada yalnızca altı dile çevrilebilmişti. Sel Yayıncılık, çevirmen ve yazar Fuat Sevimay’la birlikte kolları sıvadı; İrlanda edebiyatı denilince akla gelen kuruluşlardan olan ILE (Irish Literature Exchange) ve Dublin Trinity College’daki Joyce uzmanlarından da heyecanlı bir onay alınca yola devam…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bülbülü öldürmek, ikonları yıkmak

Tespih Ağacının Gölgesinde nihayet Türkçe çevirisiyle raflardaki yerini aldı. Oysa biz, tıpkı Jean Louise gibi, bu geri dönüş hikayesinde pek de aradığımızı bulamadık. 3 Şubat 2015’te edebiyat dünyası için tarihi kabul edilebilecek bir haber aldık: 1960’ta yayımlanan Bülbülü Öldürmek romanının ardından sessizliğe gömülen Harper Lee’nin bir başka romanı bulunmuş, yayımlanması için yazarın izni alınmış ve kitap yayınevinin yolunu tutmuştu. Kuşkusuz sevdiğimiz yazarlardan gelen yeni kitap haberleri her daim heyecan vericidir, oysa bu defa heyecanımızın kat…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

anday vakası

Şairin 100. yaşı vesilesiyle yayınlanan Şiir Yaşantısı adlı denemelerde, Melih Cevdet Anday’ın şiire bakışını, çeşitli tartışmalara yanıtını, şiirden ne anladığı kadar ne anlamadığını da görüyoruz. Sanat ortamında en çok konuşulan disiplin şiir ise en çok konuşanlar da şairlerdir. Bu durumu bir tanıma, kalıba sığmaz verili şiire karşı çıkışlar kadar yeni tarifler önerilmesi ya da giz dolu şiirin şifrelerini çözme, açıklama çabası şeklinde açıklayabiliriz. Peki bunca yazı, deneme, tanıtımdan geriye ne mi kalıyor? Dönemi ve zamanın…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ölüm üzerine yalnız konuşmalar

Mario’nun ölümcül hastalığının ailesini nasıl etkilediğini irdeleyen Yalnız Konuşmalar’ın en büyük başarısı, trajik bir olayı hiçbir abartıya yer vermeden anlatması. Andres Neuman’ın Türkçeye çevrilen ilk eseri Yalnız Konuşmalar, ölüm üzerinden aşkı, cinselliği, hastalığı, aile bağlarını, gençliği ve yaşlılığı, mutluluğu ve üzüntüyü, saflığı ve suçluluğu irdeliyor. Ölümcül bir hastalığı olan ve günden güne daha da kötüleşen Mario’nun çevresinde gelişen hikayede, bir çekirdek aile mercek altına alınıyor ve bu sayede hem erkek, hem kadın, hem de çocuk…

Devamını görüntüle