Sepet 0
Devamını görüntüle...

Bir Çağrışımlar ve Hatıralar Seyahatnamesi: M Treni

Adı geçtiğinde akla ilk önce müziği gelse de yazar kimliğiyle Türkçede ilk olarak “Çoluk Çocuk” ile karşımıza çıkan Patti Smith, hem içerik, hem yetenek olarak çıtası yüksek bir eser ortaya koymuştu. Tabii, onun kitaplarını popüler söylemler ve nitelemelerle ifade etmek okurun algısında onu sıradanlaştıracaksa, bundan imtina ederim. Çünkü karşımızda sadece bir Rock şarkıcısı ve onun sırf yazmak için yazmış olduğu kitapları yok. Patti Smith’in gözlemleri, hafızasını yoklayış ve onu yazıya döküş biçimleri, kendi hayatını bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Derisi yüzülen bir hayvanmış gibi”

Lessing’le evvelce tanışmamış okurlar için Son Aydınlık Yaz iyi bir başlangıç olabilir. Doris Lessing’in kitabı Son Aydınlık Yaz raflarda yerini aldı. “Yaz tatilinde yanınızdan ayırmamanız gereken kitaplar” listesine çoktan girmiş midir bilinmez, ama aslında 1973 tarihli olan ve Türkçede yayınlanması bu yaza rastlamış bu kitabı okumaya karar vermek için ilk sayfalarına göz atmak yeterli. “Ah bu korkunç!” dediğimiz kamusal felaketlerin giderek birer klişeye dönüştüğünden, bu arada kişisel felaketlerin nasıl da önemsiz görülüp geçiştirildiğinden söz eden…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Babayı hatırlamak

Elimizdeki duygulu, naif bir hatırlama romanı; babayla hesabı barışarak, sevgiyle kapatan bir metin. Belki de ölüme huzurla gitmenin bir gereği olarak… Ölüm döşeğinde insan neyi hatırlar? Az sonra ölmüş olacağımız için asla paylaşamayacağımız bir deneyim bu. Paul Harding’in Babamın Yalnızlığı isimli romanı da hayatının son sekiz gününde George Washington Crosby’nin zihninden geçenlerin bir dökümü. Gerçekçiliğinden asla emin olamayacağımız bir kurgu bu. Hatırlamanın kendisine has bir ritmi, yolculuğu var. George Washington Crosby’nin hafızası da çoğunlukla geçmiş…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Anka’nın Aradığı

“Yakama hiçbir zaman çiçek takmadım. Ama Çiçek Pasajı’nın bizleri takındığı yeni koparılmış çiçekler gibiydik. Bin dokuz yüz altmışlardaydık.” Bir otobiyografik metinde böyle yazar Cansever, 70’li yılların sonuna doğru. Her şeyin bir kez daha kuşkuya boğulduğu, kırılganlaştığı, tükeniş sezgisinin hükmünü icra etmeye başladığı bir noktada, yakın ama artık çok uzak geçmişi, uzun bir zafer ânı olarak yaşanmış bir dönemi anıyordu: Ben hiç çiçek takmadım, ama ben ve arkadaşlarım, olgunlaşan günün koparıp yakasına taktığı henüz genç çiçeklerdik:…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sahih okura hitabımdır

Penceremden’de toplanan denemeler, bize edebiyat eleştirisi üzerine düşündürecek cinsten. Orwell, Ford Madox Ford, Kipling, Updike, Michel Houellebecq ve Oates bu denemeler toplamında boy gösteren yazarlardan… Sözü Türkçe edebiyatın sağlam bellekli, safalı dilli, edalı sözlü ve şen şakrak denemecisi Salâh Birsel’le açmak isterim. Bir tür olarak denemenin hor görülüp ders kitaplarına hapsedilmesi, hele hele Türkçede deneme yazarı yetişmemesi, doğrusu ahlanıp vahlanacak bir meseledir. Öyle ki, iyi bir deneme okumak insanı krallar katına yükseltir, başına taç bile…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yeni dergiciliğin kültürel ve edebî hegemonyası

Edebiyat dergilerinin kapandığı ya da hayatta kalmak için çaba sarf ettiği bir dönemde dergiciliğin kabuğunu değiştirmesi, yeni dergilerin türemesi çok heyecan verici görünse de gelinen nokta epey bir sorun arz ediyor… Türkiye’de dergiciliğin niteliği değişmeye başladı. Üç yıldır Ot dergisinin başını çektiği “yeni” dergicilik farklı bir biçim kazandı. Ot’un yanına onun neredeyse kopyası sayılabilecek birçok dergi çıktı, çıkmaya da devam ediyor. Hatta bu dergiler kendi içlerinde çeşitlenmeye de başladı. Edebiyat dergilerinin birçoğunun kapandığı ya da…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Çivisi Çıkmış Dünya

Kapitalizmin küresel bir sisteme dönüşme eğilimini Batılı iki düşünür, Karl Marx ve Friedrich Engels, 1848’de yazdıkları Komünist Manifesto’da ortaya koymuştu. Son çeyrek yüzyıla damgasını vuran küreselleşme sürecini de, küresel boyutta iş yapmaya odaklanan Batılı şirketler tetikledi. Bu süreçte sermaye hareketlerinin yanı sıra üretim süreçleri de ilk kez gerçek anlamda küreselleşti ve daha önce kapitalist sistemin etki alanı dışında kalmış olan Çin ve bazı diğer Asya ülkeleriyle eski Sovyet Bloğu ülkeleri de küresel sistemin oyuncuları haline…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

BİNYILLARIN BÜKTÜĞÜ* ; nelly Sachs

Başlangıçta cermeniyeti dil ailesi grubundan çekiştirip azığı arttırabilir tok ilerlememizi sağlayabilirdik, ama bu bizi efsane replikler kurgulamasının dışına çıkarabilir, birlikteliğin ötesine yuvarlayabilirdi. Eskiz olarak bundan muhafaza edinilmek başta sağlıklı bir çokkültür okurunun görevidir diye düşünüyorum. Öyleyse söze dili bağlanmaktan başlayayım. Tanınmış şairlerin hepsi bir mucizeye ait değildir diyebiliriz. Yüce Borges’in dediği üzere : “Yaşını başını almış bir bekar için, sunulan bir aşk, umud edilmedik bir armağandır. Koşulları belirlemek mucizenin hakkıdır.” Peki sevgili Borges, bir hak…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Modernleşme Serabı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Ahmet Hamdi Tanpınar 1901, İstanbul doğumludur. Doğum yeri ve tarihi göz önüne alındığında yazarımızın buhranlı bir dönemde bu dünyaya teşrif ettikleri görülmektedir. Memur olan babasının tayinleri neticesinde çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Anadolu’nun pek çok şehir ve kasabasında geçirmiştir. Yine bu yıllarda bir devrin kapanışına ve yeni bir devrin başlangıcına tanıklık etmiştir. Tüm bunlardan bahsetmemin nedeni yazarımızın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının çatışma öğesini bu yıllarda yaşanılanlardan kurgulamış olmasıdır. Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Taburedeki adamın anlattıkları

Tek bir rafına gözlerimizi diktiğimiz kişisel bir kitaplık var önümüzde. Kitaplığın sahibinin de bize o rafta bulabileceklerimizi anlattığını varsayın. Bu kitaplığın sahibi Enis Batur işte, anlattıklarına verdiği isimse Gülmekten Ölmek… Bir kitaplık düşünün, şimdilik yalnızca bir rafını görebildiğiniz. Bu raf alfabetik olarak ya da içeriğine göre sınıflandırılmış kitaplardan oluşmasın. Örneğin orada ne 19. yüzyıl Fransız şiirinin tüm ağır toplarını, ne Cézanne tabloları üzerine yazılmış deneme kitaplarını ne de Bilge Karasu’nun külliyatını bulabilelim. Ama bu rafta,…

Devamını görüntüle