Sepet 0
Devamını görüntüle...

“Bir büyük intihar gerekli dünyamıza”

Veys, büyük bir heyecanla karşılanacak bir eser. Türkçenin en büyük şairlerinden birinin yıllar sonra ortaya çıkan yeni bir eseri kimi heyecanlandırmaz ki! Turgut Uyar’ın Veys adlı oyunu yayımlandı. Türkçenin en büyük şairlerinden birinin çekmecesinden çıkan bu eser, her açıdan ilgi çekici. Öncelikle onu yazan Turgut Uyar; diğer taraftan Veys, geçmişten günümüze gerek dili gerekse anlattıklarıyla hiç eskimeyecek bir eser gibi duruyor. Üç perde ve dört tablodan oluşan oyunda Veys, bir yalvaçtan (peygamber) bahsedildiğini duyar ve…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kabusların izinde

Kötülüğün neden başarılı olabildiği sorusu hâlâ güncel ve Bertrand Russell’ı okumak, bu soruya iştirak edip düşünmek için bir vesile. Bertrand Russell’ın, eşzamanlı olarak okunabilecek Şeytan Banliyöde ve Mümtaz Şahsiyetlerin Kâbusları adlı kitaplarındaki öyküler, isimlerinin de çağrıştırdığı üzere, genellikle karanlıklardan çıkıyor. Anlatıcıya ve kahramana –ve tabii okura– düşense, bu karanlıklar içindeki sır perdelerini aralamak üzere didinip durmak; zaten yazar da, tüm yolculara güzel bir güzergah vaat ediyor. Mümtaz Şahsiyetlerin Kâbusları kitabının giriş yazısında Russell, “Buradaki ‘Kâbuslar’”…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Varlık ve Olay” – “Dünyaların Mantıkları”

Alain Badiou‘nun İngilizce çevirisi 2007’de çıkan yapıtı Varlık ve Olay’ın (Being and event, Continuum Publisher), sabırsızlıkla beklenen II. Cildi Dünyaların Mantıkları (Logics of worlds, Continuum, 2009) da yayımlandı. 600 sayfayı aşan “DM” da 526 sayfalık “VO” gibi ilk anda insanı korkutan bir yapıt. Ben VO okumaya başladığımda 15. sayfada kaçmayı düşünüyordum. Ellinci sayfaya geldiğimdeyse artık bitirmek zorunda olduğum bir yapıtla, hatta başyapıtla karşı karşıya olduğumu biliyordum. İlk anda anlaşılmaz gibi görünen savların, biriktikçe birbirine bağlanarak…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sabit fikirle ciddi olmak

Genelde ilgim popüler kültürü irdeleyen, kültürel trendleri bulup çıkaran türde kitaplar okumak olmasına rağmen, bu tür kitaplardan büyük mutluluk duymama rağmen, büyük ihtimalle biraz da kendimi cezalandırmak için okunması son derece zor kitapların içine dalarım. Sevdiğim türdeki kitapların verdiği mutluluğun bedelini kendime ödetmek arzusu gibi bir şey bu. Bir tür delilik diyen olursa buna itiraz etmem bunu da bilin. Son günlerde mutlu olmak için kendime seçtiğim kitap da ‘Hafif’ kategorisine sokulabilecek bir çalışma değil. Murat…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir lider yetişiyor

Yıllar önce Saramago’yu ilk okuduğumda, “çağdaş bir Kafka” diye yorumlamıştım. Ne garip tesadüf ki Saramago aynı yorumu yapmış Tavares için; “Portekizli bir Kafka.” 1970 Luanda doğumlu Gonçalo Manuel Tavares, Portekiz’in edebiyat dünyasına armağan ettiği parlak bir yazar olarak gösteriliyor. Edebiyat kariyerine 2001’de başlayan Tavares’in roman, şiir, tiyatro oyunu ve çeşitli anlatılardan oluşan kitapları 36 dile çevrilmiş, 51 ülkede yayımlanmış ve farklı ülkelerde pek çok saygın edebiyat ödülüne değer bulunmuştu. Tavares yazmanın yanı sıra Lizbon Üniversitesi’nde…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Başka Dünyalar // Hayalet şehrin vampirleri

Stephen King, 1975’te yayımlanan Korku Ağı isimli romanıyla çağdaş bir vampir öyküsünün gotik geçerliliğini neden muhafaza ettiğini sergiler. Stephen King’in, yazarken vampirlerin varlığına inandığını itiraf ettiği Korku Ağı (’Salem’s Lot) adlı gotik romanının arka planında iki büyük korku eserinin verdiği ilham yatıyor. Bunlardan birincisi, King’in Korku Ağı’nı yazmasından aşağı yukarı yirmi yıl önce okuduğu Bram Stoker’ın Dracula’sı, diğeri de Shirley Jackson’ın 1959’da yayımlanan başyapıtı Tepedeki Ev. Stoker’ın Dracula’nın kurgusunda yaptıklarını özenle irdeleyip kendi vampir kahramanını…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Pişman olmadan yaşamak

Bütün Bir Ömür, bize, bir hayatın anlamlı olması için büyük ya da farklı olması gerekmediğini, eksiksiz ve pişmanlık duyulmadan yaşanması gerektiğini anlatan bir roman. Uzak bir dağ kasabasına yetim bir çocuk olarak gelen, fiziksel gücü sayesinde ağır şartlar altında ses çıkarmadan çalışan, âşık olan, savaşa katılıp esir düşen Andreas Egger’in hayatını, tam da onun ömrü gibi basit ve yalın bir biçimde anlatıyor Bütün Bir Ömür. Son zamanlarda okuduğum en çarpıcı romanlardan biri. Romanı bu denli…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Karlı bir gecede bir romanı uyandırmak

Hamdi Koç’un son romanı, Peyami Safa’nın edebi mirasına bir saygı duruşu olduğu kadar, onu aşan, zenginleştiren çok katmanlı bir okuma sunmasıyla okunmaya değer. Hamdi Koç’un Yalnız Kaldınız, Peyami Bey! romanı uzun, karlı ve ölüm sessizliğinde bir geceyi alabildiğine uzatıyor. Bir romandan da bunu beklemez miyiz: Yani zamanı, mekanı, olayları genişletmesini, derinleştirmesini ve giriftleştirmesini. Hamdi Koç da bunu yapıyor; zamanın alabildiğine yavaşladığı karlı bir geceyi uzatmayı tercih ediyor Peyami Bey‘de. Gözden düşmüş, depresif ve ümitsiz bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Çocuk bakışlı anlatıcı

Derlemeye adını veren öykü başta olmak üzere bu derlemedeki öykülerin birçoğunda Mo Yan, çocukların bakış açısına yerleşerek anlatıyor hikayesini. Mo Yan, 2012 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında Türkiye’deki entelektüel kamuoyu, yazar hakkında pek bir fikri olmadığından bekleyip görmeyi yeğlemişti. Ardından, hakkında çıkan politik yönü ağır basan haberlerle Mo Yan’e dair bir kanaat oluşmaya başladı. Bereket, Can Yayınları’nın girişimiyle Erdem Kurtuldu Mo Yan’in romanlarını çevirmeye başladı da, bu Çinli hikaye anlatıcısını yakından tanıyabildik. Filme de uyarlanan…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Evim güvenli değil!

Kralın Laneti, başka okumalar yapmamıza olanak tanıyan açık bir metin. Kralın Laneti, Amerikalı yazar Will Heinrich’in ilk romanı. Bu kitapla yazar, PEN/Robert Bingham Fellowship ödülünü kazanmış; aynı zamanda Jaguar kitap’ın “yan markası” olan Olvido Kitap’ın da ilk romanı. Diğer bir deyişle ilkler barındıran bir romanla karşı karşıyayız. Kitabın başkahramanı Joseph Malderoyce, çocuk yaşlarında ressam olmaya karar verir. Bu amaçla sanat müzesine yaptığı bir gezinti sırasında Hollandalı ressam Piet Mondrian’ın resimleriyle karşılaşır. Mondrian’ın Kırmızı Değirmen tablosu…

Devamını görüntüle