Sepet 0
Devamını görüntüle...

Cevaplarına ulaşamayan soruların öyküsü

“Siz bu öykülere tahammül edemiyorsanız demek ki içinde bulunduğumuz bu zaman tahammül edilemezdir.” Urdu edebiyatının en önemli öykü yazarlarından Saadat Hasan Manto’nun öyküleri aracılığıyla, Hindistan’da yaşanan bölünmenin oluşturduğu kimlik sorunlarına uzaktan da olsa tanıklık ediyoruz. Kitaba ismini veren Toba Tek Singh isimli öykü, Hindistan’ın bölünme sürecinde akıl hastanesi sakinlerinin benliklerindeki bölünme ile toplum bölünmesi arasındaki ince çizgiye işaret ederek ilerliyor. Toba Tek Singh, Urdu Edebiyatının en önemli öykü kitaplarından biri. Geçtiğimiz ay, Zoom Kitap’ın öykü…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Başucumuzda bir atölye

Kurslar, dersler ve atölyeler bir yana, her şeyden önce hepimiz okuyarak öğreniyoruz. Bu kitabı da o yolda harika bir kılavuz olarak değerlendirebiliriz. Gözünüzdeki o muzip pırıltıyı görür gibiyim. Yaratıcı yazarlık dersleri veren birisi olarak bu kitabı tanıtırken malum konu hakkında en ateşli polemik toplarına çıkacağımı sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz, demeyi çok isterdim ama suya sabuna dokunmadan bu yazıyı tamamlamam imkansız. Yine de elimden geldiği kadar kısa tutmaya ve efendi olmaya çalışacağım. İlk olarak, evet haklısınız, “yaratıcı yazarlık”…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Hermann Hesse’nin gölgeleri

Hermann Hesse, Klein ve Wagner anlatısında kayıpları, ikircikli duygu durumlarını, karanlık taraflarımızı, yabancılaşmayı, bellek ve belleksizliği varoluşsal çatışmalarımıza usul usul ilikliyor. “Tek bir karakter yoktur. İçinizde sonsuz sayıda ve değişen güçlerde sonsuz karakter vardır. Bunlar güçlerine, zamana ve mekana göre kendilerini gösterirler.” Hermann Hesse’ye ait bu cümle, karakterlerini yaratırken izlediği yolun bir özeti sanki. Hatta Hermann Hesse edebiyatının bir özeti… Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gerek savaş ortamının gerekse ruhsal sorunlarının etkisiyle ağır bir depresyona giren…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Büyülü devrim

Bu Dünyanın Krallığı, tarihsel arka planı göz ardı edilerek okunduğunda anlamsız gibi görünebilir. Ancak Haiti’nin geçmişini ve tüm Latin Amerika’nın hikayesini dikkate aldığımızda her şey rayına oturuyor. Alejo Carpentier, başka pek çok Latin Amerikalı yazardan daha az bilinen bir isim. Kaleme aldığı ve dünya çapında adından söz ettiren Bu Dünyanın Krallığı romanıyla aslında “büyülü gerçekçiliğe” dair tartışmanın fitilini ateşleyen edebiyatçı. Carpentier, Haiti’deki devrimi hem bir düş hem de o düşün gerçekleşmesi olarak ele alıyor. Zaman…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Bir büyük intihar gerekli dünyamıza”

Veys, büyük bir heyecanla karşılanacak bir eser. Türkçenin en büyük şairlerinden birinin yıllar sonra ortaya çıkan yeni bir eseri kimi heyecanlandırmaz ki! Turgut Uyar’ın Veys adlı oyunu yayımlandı. Türkçenin en büyük şairlerinden birinin çekmecesinden çıkan bu eser, her açıdan ilgi çekici. Öncelikle onu yazan Turgut Uyar; diğer taraftan Veys, geçmişten günümüze gerek dili gerekse anlattıklarıyla hiç eskimeyecek bir eser gibi duruyor. Üç perde ve dört tablodan oluşan oyunda Veys, bir yalvaçtan (peygamber) bahsedildiğini duyar ve…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kabusların izinde

Kötülüğün neden başarılı olabildiği sorusu hâlâ güncel ve Bertrand Russell’ı okumak, bu soruya iştirak edip düşünmek için bir vesile. Bertrand Russell’ın, eşzamanlı olarak okunabilecek Şeytan Banliyöde ve Mümtaz Şahsiyetlerin Kâbusları adlı kitaplarındaki öyküler, isimlerinin de çağrıştırdığı üzere, genellikle karanlıklardan çıkıyor. Anlatıcıya ve kahramana –ve tabii okura– düşense, bu karanlıklar içindeki sır perdelerini aralamak üzere didinip durmak; zaten yazar da, tüm yolculara güzel bir güzergah vaat ediyor. Mümtaz Şahsiyetlerin Kâbusları kitabının giriş yazısında Russell, “Buradaki ‘Kâbuslar’”…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Varlık ve Olay” – “Dünyaların Mantıkları”

Alain Badiou‘nun İngilizce çevirisi 2007’de çıkan yapıtı Varlık ve Olay’ın (Being and event, Continuum Publisher), sabırsızlıkla beklenen II. Cildi Dünyaların Mantıkları (Logics of worlds, Continuum, 2009) da yayımlandı. 600 sayfayı aşan “DM” da 526 sayfalık “VO” gibi ilk anda insanı korkutan bir yapıt. Ben VO okumaya başladığımda 15. sayfada kaçmayı düşünüyordum. Ellinci sayfaya geldiğimdeyse artık bitirmek zorunda olduğum bir yapıtla, hatta başyapıtla karşı karşıya olduğumu biliyordum. İlk anda anlaşılmaz gibi görünen savların, biriktikçe birbirine bağlanarak…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sabit fikirle ciddi olmak

Genelde ilgim popüler kültürü irdeleyen, kültürel trendleri bulup çıkaran türde kitaplar okumak olmasına rağmen, bu tür kitaplardan büyük mutluluk duymama rağmen, büyük ihtimalle biraz da kendimi cezalandırmak için okunması son derece zor kitapların içine dalarım. Sevdiğim türdeki kitapların verdiği mutluluğun bedelini kendime ödetmek arzusu gibi bir şey bu. Bir tür delilik diyen olursa buna itiraz etmem bunu da bilin. Son günlerde mutlu olmak için kendime seçtiğim kitap da ‘Hafif’ kategorisine sokulabilecek bir çalışma değil. Murat…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir lider yetişiyor

Yıllar önce Saramago’yu ilk okuduğumda, “çağdaş bir Kafka” diye yorumlamıştım. Ne garip tesadüf ki Saramago aynı yorumu yapmış Tavares için; “Portekizli bir Kafka.” 1970 Luanda doğumlu Gonçalo Manuel Tavares, Portekiz’in edebiyat dünyasına armağan ettiği parlak bir yazar olarak gösteriliyor. Edebiyat kariyerine 2001’de başlayan Tavares’in roman, şiir, tiyatro oyunu ve çeşitli anlatılardan oluşan kitapları 36 dile çevrilmiş, 51 ülkede yayımlanmış ve farklı ülkelerde pek çok saygın edebiyat ödülüne değer bulunmuştu. Tavares yazmanın yanı sıra Lizbon Üniversitesi’nde…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Başka Dünyalar // Hayalet şehrin vampirleri

Stephen King, 1975’te yayımlanan Korku Ağı isimli romanıyla çağdaş bir vampir öyküsünün gotik geçerliliğini neden muhafaza ettiğini sergiler. Stephen King’in, yazarken vampirlerin varlığına inandığını itiraf ettiği Korku Ağı (’Salem’s Lot) adlı gotik romanının arka planında iki büyük korku eserinin verdiği ilham yatıyor. Bunlardan birincisi, King’in Korku Ağı’nı yazmasından aşağı yukarı yirmi yıl önce okuduğu Bram Stoker’ın Dracula’sı, diğeri de Shirley Jackson’ın 1959’da yayımlanan başyapıtı Tepedeki Ev. Stoker’ın Dracula’nın kurgusunda yaptıklarını özenle irdeleyip kendi vampir kahramanını…

Devamını görüntüle