ÇAPKIN ISLIKLARI/MÜVEZZİ YARASALAR 24 Mart 2018 – Posted in: Şiir – Tags: ,

Halil Kahraman’a.

Kapılara sığmayan çocuklar serin hastalıkları süzdürüp ilerledi.

Evrelerin, şarap havuzlarının, bir masaya uzatılmış anne ölüsünün,
Bu yerden memnun değil misin?
Top dikenlerin, mahleplerin, ormanasmalarının boşluklarını tamamladığı.
On mandıra içinde kılı kırkan, ayıran süt, sahibini inciten
Eşyayı hızla doyuran tümleyenlerin.

Yüzerek mi, ağlayarak mı? demiş çapkın ıslıkları,
Çizgilerinden taşacak kaynayan bavul bir isteğim
Bozkır kelerim ve rüyalarımı işgalden vazgeçmeyen çok gözlü silahşörlerim yanımda
Memnun değil misin ki hâli burada perişan, dilek şarkıları uzak ve yeterince zengin
Bienallere sığınmış ve Parviz Kalantari
Sor onu da onu da, kalmasın iyice silk, erpele.

Yanına aldı beni, sakladı bak. O işgalin içine, içine eğerek.
Taneler hani, sarı ve siyah olanlar, beslerdi seni. Dökülmeyecekler mi artık?
Kalbinin üstüne tıkırtı taşları işlemiş, yürüdükçe gürültülü
Sonra dişbudak ağacı bulmuş kendine, okunmuş tarih boyunca. Karanlıkmış demiş, geçti mi?
İyice silk, erpele demiş ona da.

bir de dönüp arkama baktım ki ne göreyim, bir pirinç boyu gitmemiş miyim?

Bozlakları uyuturmuş, ateş ölçerlerle toru odalarında. Felçli fareler arasında belki.
Saklanırmış, gizlenerek değil, görünerek değil, bağırmış demiş, geçmedi.
Buğdaydan pirinçten arıttın sen onu. Hiç geçer mi?
Alnında fişek yaraları varmış sonra. Aniden kaldırmış parmağını, onları da gizlemiş göstererek.
Neyi gösterecek kalmış, neyi söyleyecek.

Büyükçe bir taştan oyulmuş çocuklar içinde, aynı fişeğin tozlarını taşıyorsa karıncalar sırtında korkacak ne bir masal kalır ne de bir masalın yarısı.

AYŞE KÜBRA GÜREL