Sepet 0
Devamını görüntüle...

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman I

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Puşkin’in gözünden Kafkasya ve Doğu Anadolu

Erzurum Yolculuğu, 19. yüzyılın ilk yarısında Moskova’dan Erzurum’a, tüm Kafkasya ve Doğu Anadolu coğrafyası hakkında Puşkin’in gözünden eşsiz bilgilerle ve notlarla dolu.   Hiç kuşkusuz, Rus edebiyatının dünyaya armağan ettiği en büyük isimlerden biri Puşkin; Dostoyevski’yi, Tolstoy’u, Gogol’ü etkilemiş öncü bir yazar. Şiire, yazıya ve konuşmaya daha çocukluktan olağanüstü yeteneği olan Puşkin, tarihe de meraklıydı. Örneğin İlber Ortaylı, Puşkin’in tarihe olan ilgisini şöyle anlatır: “Hicvi kuvvetliydi. Tabiatı tasviri kuvvetliydi. Mitolojiyle ve masallarla büyüdüğü için renkli…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir gece vakti

Gerçeklik ve rüya arasında gidip gelen bölümler halinde kurgulanmış, kısa, dinamik, merak uyandıran, hayata dair mesajlar içeren, caz müziği ile zenginleşen bir hikayesi var Karanlıktan Sonra’nın. Nobel Edebiyat Ödülü’nün en güçlü adayları arasında sayılan Haruki Murakami, hiç kuşkusuz, Japonya’nın yaşayan en önemli ve en ünlü yazarı. Dünyanın hemen her köşesinde, –onlarca dilde– milyonlarca okuyucuyla buluşuyor. Türkiye’de de seviliyor Murakami romanları. 2004 yılından bu yana hemen her yıl yeni bir Murakami çevirisi mutlaka yayımlandı. Böylece yazarın…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Her şey bu kadar edebi olmalı mı?

İspanyol edebiyatının yaşayan efsanelerinden biri olarak kabul edilen Enrique Vila-Matas’ın bir labirente benzetebileceğim bu romanı, edebiyat tutkusunun kurbanı bir yazarı resmediyor. Edebiyatın nerede bittiği, gerçek hayatın nerede başladığı, hem okur hem de yazar için zaman zaman netliğini yitirebiliyor. Hem yazan hem de okuyan biri olarak bazen metnin içinde kaybolduğum, bazen de gerçek hayatın içinde kaybolup tam tersine metnin içinde kendimi –ve yolumu– bulduğum oluyor. Bu iç içelik, hatırlanan herhangi bir olayın dün mü yaşandığı, yoksa…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ece Temelkuran: Türkiye artık “Her şey olur orada” denen o çılgın ülkelerden biri sayılmaya başladı

Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu’nda gazeteciliğe başlayan Ece Temelkuran, aynı yıllarda yöneldiği edebiyatta 20. yılını yaşıyor. Temelkuran, “Türkiye artık “Her şey olur orada” denen o çılgın ülkelerden biri sayılmaya başladı” diyor. Çok sayıda dile çevrilen kitapları 20. yılında yeni baskılarıyla Can Yayınları’ndan tekrar yayımlanan ve Türkiye Günlüğü köşesi her hafta Almanca, İngilizce ve Türkçe okura ulaşan Ece Temelkuran’la konuştuk. – Her perşembe WOZ için yazmaya başladınız. Ne oldu da Ece Temelkuran, tekrar…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Böyle Rüzgarlar

Böyle şeyler oluyor işte böyle rüzgarlar Bu güz balkonu beni çağırıyor Neyi dağıtıyor elin akşamda Ben saçlarımı topluyorum ırmakları da Sonra gidip bir şiirin önünde soyunuyorum Bir çocuğu öpüyorum adı sevişmek oluyor Her şey bizden ayrı Her şey biz varken yan yana oluyor Bu oluşa biraz keder ekliyorum Ellerinde bir ağaç Ellerinde telaşlı bir ağaca bakıyorum Sen oturup şeftali yiyorsun Otlar diyorum yürüyor görmüyorsun Sıkıntılı bir yağmur geçiyor pencerelerden Kendime sesleniyorum ses vermiyor Ah sevgilim…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

bugün pazar

Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün Bu kadar benden uzak Bu kadar mavi Bu kadar geniş olduğuna şaşarak Kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, Dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım… Nazım Hikmet

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak

Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım Diri-gergin kasları konuşsaydım “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ” “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor…” Yazık, şairler kadar cesur değilim Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim…

Devamını görüntüle