Sepet 0
Devamını görüntüle...

Üşür ölüm bile

Bir ormanda tutup onu Bağladılar ağaca Yumdu sanki uyur gibi Gözlerini usulca Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Diz çöktüler karşısına Sonra ateş ettiler Parçalanan yüreğine Yuva kurdu mermiler Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Gelip kondu bir güvercin Ellerine o gece Kırmızı bir çelenk oldu Bileğinde kelepçe Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Ülkü Tamer Kaynak: www.siirdefteri.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bursa sokağında vurdular

beni bursa sokağında vurdular güneşi olmayan bir sabahta yeşil şarap aktı bileklerimden bir çöpçünün nasırlı eli saçlarımda “picadilly” kızları öbek öbek pınarlarımda sarhoşlar avuçlarımda yürüdü ömür çizgim bir postalın kabarasında güneşi olmayan bir sabahta beni bursa sokağında vurdular küf kokan kızlar taşıdı kollarımdan terli köy çocukları işkembe işkembe eller sarımsı sarımsı dişler tüm sarı ne varsa, tüm solgun her şey eflatun gözler, siyah dudaklar “picadilly” kızlarında beni bursa sokağında vurdular bir akşam gazetesinde sayfa sayfa…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Canım, Sevdiğim, Yüreğim…

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin… Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan… Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır… Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili… Bir gün akıp gideceğiz hayata… Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur… Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sonbahar

Altın rengi gözleri yanan bir semaverdi Ilık bir çay kokusu akardı saçlarından. Yanmanın lezzetini onda hissettiğim bir an Ve yazın sevgisini bana önce o verdi. Yaz gibi iri olgun meyveleri severdi, Bir çocuk gibi şendi ve gülerdi her zaman Bir mevsim gözlerinden içime doldu cihan Ve güzel yaz günleri ne çabuk geçiverdi. Artık donuk bir cam var mavi gökler yerinde. Güneşi benden çalan o sıcak bakışlardır, Ve yazı o götürdü mutlak beraberinde. En güzel rüyaların…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Leş

Kara boyalı bir teknenin içinde sallanıp duruyordum. Başım dönüyor, midem bulanıyordu. En son gücümü harcıyordum kürekleri çekerken. Akıntı ters yönden sürüklüyordu. Kuzeye doğru gitmeye çabalıyordum. Toprağım, evim oralarda bir yerdeydi. Gece bastırmadan da varmam gerekti. Ben akıntıya kapılmamak için son gücümü harcarken gittikçe yeğinleşen bir rüzgâr çıktı kuzeyden. Deniz daha da kabardı. Dalgalar akıntıyla bir olmuş, gelişi güzel atıyorlardı altımdaki tekneyi ordan oraya. Bir de leş tebelleş olmuştu tekneye. Çevrede dönüp dolanıyor, pis bir de…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Afrika’nın yüreğinde sabah

Binlerce yıl, Afrika’m, bir hayvan gibi acı çektin, Çölü yalayıp geçen rüzgârda savruldu küllerin. Gözalıcı, büyülü tapınaklar yaptı zalimler Ruhunu acılardan kurtarmak için Barbarların yumruğu, beyazların kırbacına karşı Yalnız ölmekti senin hakkın bir de ağlamak, Totemine bitip tükenmez açlık, tutsaklıklar oydular, Ağaçların kabuğunda bile korkunç, zalim bir ölüm Sinsice seni gözlüyor, sana doğru geliyordu Ağaçların deliklerinden, ucundan çıkan dallar gibi Ölüm vücudunu, tedirgin ruhunu sarıyordu. Göğsünün üstüne kocaman hain bir engerek yılanı koydular: Boynuna sert…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

şiir

Yavrum bu senin gülüşünün ardında Bütün sevda kelimeleri çırılçığlak Memelerini tutup çıkarıyorlar boynunu Sonra kalçalarını gözbebeklerini Sonra ne varsa okşayış adına Bütün bunları bulup çıkarıyorlar Seni öptüğüm zaman gözlerinden Yalnız sen göresin diye Bu sevda kelimeleri Paul Eluard Kaynak: siir.alternatifim.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kabusların izinde

Kötülüğün neden başarılı olabildiği sorusu hâlâ güncel ve Bertrand Russell’ı okumak, bu soruya iştirak edip düşünmek için bir vesile. Bertrand Russell’ın, eşzamanlı olarak okunabilecek Şeytan Banliyöde ve Mümtaz Şahsiyetlerin Kâbusları adlı kitaplarındaki öyküler, isimlerinin de çağrıştırdığı üzere, genellikle karanlıklardan çıkıyor. Anlatıcıya ve kahramana –ve tabii okura– düşense, bu karanlıklar içindeki sır perdelerini aralamak üzere didinip durmak; zaten yazar da, tüm yolculara güzel bir güzergah vaat ediyor. Mümtaz Şahsiyetlerin Kâbusları kitabının giriş yazısında Russell, “Buradaki ‘Kâbuslar’”…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir İspanyol Cumhuriyetçisine Ağıt

Bir kitap duruyordu yerde, cansız belinin yanında, filiz sürüyordu bir kitap ölüsünün üstünde. Alıp götürdüler yiğidi, ve somut, mutsuz ağzı karıştı soluğumuza; hepimiz terliyorduk, gövdelerimiz bir yük; dolanan ay ardımızda; ölüsü de terliyordu acıdan. Ve bir kitap Toledo savaşında, ardında bir kitap, üstünde bir kitap filiz sürüyordu ölüsünden. Mor elmacık kemiğinin şiiri, söylemekle susmak arası, yüreğinde taşıdığı o yiğit bildirinin şiiri. Yalnız bir kitap kalmıştı geride, çünkü mezarda böcekler yoktu, ve gömleğinin kolları yanında kanına…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ölüm Soneleri

V Diğerlerinin arasından seçtim kaderi mağrur ve şerefli, geçip gitmiş bir şefkatin daveti biraz kayıtsız, bir parça gölgeli bir hardal çiçeği demeti olsun mezarının üstünde. Erkekler geçip giderler. Geçerler ağızlarında mutlu ve sonsuz yenilenen bir şarkıyla ki, şimdi dinç, ve yarın, deli ve sonra, mistik, ben bu değişmeyen şarkıyı seçtim, ölü bir adamı uyutup sakinleştirdiğim ki tüm gerçeklikten uzaktı ve tüm düşlerin içinde, benimki: başka dudaklardan ve başka kadınların göğsünde dinlenmekten hoşlanırdı. Fakat şimdi, öyle…

Devamını görüntüle