Sepet 0
Devamını görüntüle...

Turnalar

Ortalık ağır ağır aydınlanıyor, topraktan incecik buğular kalkıyordu. Gülbahar daha geceden gelmişti tarlaya. Otlarla pamuk fideleri daha ayırt edilemiyordu. Yakında güneş doğacak. Kıpkırmızı, her yanı yalıma kesiveren bir güneş. Toprağa basamayacak, sıcaktan soluk alamayacak, bir fırın içine girmiş gibi kavrulacaktı ama, gene de güneşin doğmasını sabırsızlıkla bekliyordu.Çapasına dayanmış, öylece durmuş düşünüyordu. Uzakta, Gavurdağlarının üstünde belli belirsiz bir ışık çizgisi ve top top ak bulutlar gözüküyordu.Mahmut gideli tam dokuz yıl olmuştu. Mahmut yakışıklı adamdı. Uzun boylu,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Mendilimde kan sesleri

Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konyanın beyaz Antebin kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denize benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Aşk

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Sevmek için geç ölmek için erken

akşamın acı su karanlığı içinden soğuk kadife teması yalnızlığın şuh bir kahkaha balkonun birinden gizli işareti midir bir başlangıcın sevmek için geç ölmek için erken başbaşa çay elele yürümek derken boğaz vapurları mı iskele sancak telefonda kaybolmak sesini beklerken insan insanı yeniler doğrudur ancak sevmek için geç ölmek için erken içimdeki gökkuşağı besbelli neden bulutların içinden kuşlar yağıyor bir şiire başlarsın birini bitirmeden hiç kimse gözlerine inanamıyor sevmek için geç ölmek için erken sevmek sevildiğini…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bir aşka vuran güneş

Öyle sevdalar vardır, biter biter başlar; Buruk tatlar vardır, ağızda sürüp giden; Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor. Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor Ufkunuzda camları göksel konağının Ve bir yaz akşamı buhurdan gibi tüten Hanımellerinin morumsu buğusunda Bekliyor bahçenize dönük balkonunda Sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı Hüzünler, japonfenerleri arasında. Öyle günler var, öyle anlar, hiç bitmeyen! Nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden Ansızın başka bir yüzle güzel, kopmuşlar Büyük Irmak’tan, ayrı düşmüşler desteden Yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Pişman olmadan yaşamak

Bütün Bir Ömür, bize, bir hayatın anlamlı olması için büyük ya da farklı olması gerekmediğini, eksiksiz ve pişmanlık duyulmadan yaşanması gerektiğini anlatan bir roman. Uzak bir dağ kasabasına yetim bir çocuk olarak gelen, fiziksel gücü sayesinde ağır şartlar altında ses çıkarmadan çalışan, âşık olan, savaşa katılıp esir düşen Andreas Egger’in hayatını, tam da onun ömrü gibi basit ve yalın bir biçimde anlatıyor Bütün Bir Ömür. Son zamanlarda okuduğum en çarpıcı romanlardan biri. Romanı bu denli…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Karlı bir gecede bir romanı uyandırmak

Hamdi Koç’un son romanı, Peyami Safa’nın edebi mirasına bir saygı duruşu olduğu kadar, onu aşan, zenginleştiren çok katmanlı bir okuma sunmasıyla okunmaya değer. Hamdi Koç’un Yalnız Kaldınız, Peyami Bey! romanı uzun, karlı ve ölüm sessizliğinde bir geceyi alabildiğine uzatıyor. Bir romandan da bunu beklemez miyiz: Yani zamanı, mekanı, olayları genişletmesini, derinleştirmesini ve giriftleştirmesini. Hamdi Koç da bunu yapıyor; zamanın alabildiğine yavaşladığı karlı bir geceyi uzatmayı tercih ediyor Peyami Bey‘de. Gözden düşmüş, depresif ve ümitsiz bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Gece Yarısı

Dizilir ince ince, alnına bir soğuk ter! Gâvur mahallesidir evimin yukarısı, Rüzgârın salladığı bir çan durmadan öter. Bu ses aynı şekilde uzayacak yarın da! Bazan bir ışık gezer, tamam gece yarısı, Karşıdaki bir evin pencere camlarında… Şimdi gözyaşlarımla karanlığı delerim; Bana hatırlatıyor uzun uzun her akşam Simsiyah servileri bembeyaz perdelerim! Korkudan büzülürüm usulca bir kenara; Yatmak için yerimden azıcık kımıldasam, Gölgem bir hırsız gibi tırmanır duvara. Cevdet Kudret Solok Kaynak: www.siir.gen.tr

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Bütün bir hayat

Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir mahmurluğun güneşleri; bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla biterler. Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde oynadığımız rüya oyunları. Zamanın tebeşirden kayalıklarında onları da hançerler bekler. Daha mavidir derin uykunun güneşleri: Bir zamanlar saçının bukleleri gibi. Bir gece rüzgârı olup, kız kardeşinin parayla açılan kucağına sığınmıştım; Üzerimizdeki ağaçtan sarkıyordu saçların, ama sen yoktun. Biz dünyaydık sanki, sense büyük kapının önünde bir çalılık. Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın saçları gibi:…

Devamını görüntüle