Sepet 0
Devamını görüntüle...

Ay Karanlık

Maviye/Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine/Rüzgarda asi, Körsem/Senden gayrısına yoksam Bozuksam/Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık… İtten aç/Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille/Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N’olur gel, Ay karanlık… Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım puşt zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel, Ay…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Sadık Bey’in kaderini paylaşabilirdim”

Pınar Kür: Ülkemizde doğan insanların gençlik hayallerini gerçekleştirme, kendi kimliklerini bulma ihtimali ne yazık ki çok düşük. Ben de eğitimimin büyük bir kısmını yurt dışında tamamlamamış olsaydım, Sadık Bey’in kaderini paylaşabilirdim. Pınar Kür, 10 yıl aradan sonra yazdığı Sadık Bey adlı romanıyla okurla buluştu. Kür, 50’li yaşlarının sonlarındaki Sadık Bey’in bir gün aniden hayatını sorgulamaya başlamasıyla gelişen olayları aktardığı romanında, toplumdaki dönüşümü de usulca ama sözünü sakınmadan ele alıyor. Pınar Kür ile yeni romanı, Türkiye’de…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Güneşi içenlerin türküsü

Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben de söyledim o türküyü! Yüreğimiz topraktan aldı hızını; altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik! Sıçradık; şimşekli rüzgâra bindik!. Kayalardan kayalarla kopan kartallar çırpıyor…

Devamını görüntüle