Sepet 0
Devamını görüntüle...

sena

elim ayağım epeydir kimin kime ne anlattığını bilmiyorum adında hem ekmek hem gül geçen kimseyi görmedim tanımıyorum ben biraz yavaş günde beş defa hiçbir şey yapmayan biri ben biraz en üzgün baharatlara fena meyilli mümkünse haşhaş yoksa benzeri sözcüklerle de kırabilirim kalbimi diyelim zencefil diyelim hatmi elim ayağım başımdan geçenle aklımdan geçenin karıştığı bu masal aşk her şeyi daha yavaş yapmaktır diye diye yürüdüğüm bir sokak kalbinde tef ve delik kalbinde dünya lekesi taşıyan bir…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

enstrümental

Aksın, içimde bir nehir gibi Dolanan keder Unuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa Bende durmasın İçimde öyle çok ki, her gidenden biriktirdiğim melekler zaman insafsızlık etmese kederin oyduğu tarafımı sana getirsem kalem beni tutmasa, anlatsam sana siyah, simsiyah bir engerektir zaman ve kış neler eder insana nasıl yarım bırakır, ayırır parçalara sense kışı yaşamadın daha reddetim bütün kesinlikleri kalbim bu hayale bir daha inansın diye siyah… değişmiyor, siyah hala nehir içimde ve kalbim anlamıyor adalet yok,…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

SULAR NE GÜZELSE

SULAR NE GÜZELSE Üzerine oturduğum kayalığın karanlık kovuklarına küçük patlamalarla vurup duruyor deniz. Puslu, kapanık bir göğün altında yürüyüp geldim buraya. Yıkık sur kapısını geçince, sur duvarlarının içine oyulmuş, altı yedi kişinin güçlükle sığdığı o küçük içki evini görmüştüm önce. İçeridekiler görmesin diye pencerenin önünden eğilip geçmiştim. Sonrası birdenbire denizdi. Kuma çekilmiş karanlık, uzun sandalların arasından geçtim. Uçtaki bu karanlık kayalığa nasıl gelip oturduğumu hatırlamıyorum. Sigara yakmak için kibritimi çakınca, kayıkların ötesinden birinin, ben de…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

YARIN DİYE BİR ŞEY YOKTUR

YARIN DİYE BİR ŞEY YOKTUR Kendimi hafifçe heyecanlı hissediyordum: Bir sürü sıgara içmiştim; son olsun diye bir tane daha yaktım. Bu biter bitmez yatağa girmeliydim: Yarın vücudum dinlenmiş, zihnim açık olmalıydı. Sıgarayı içerken Hâmid’den ve mesela bir Davalaciro diskuru veya Ankara’nın ünlü eleştirmecisinden, kendi diliyle yazılmış bir söyleşi okuyayım dedim; ama baktım ki heyecanım bütün anlayışsızlığımı seferber etmiş ve ben en açık alay unsurlarını bile atlayıp geçiyorum, hattâ kabalaşacağım; bıraktım. Bu heyecan, şiddetle ihtiyacım olan…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

MAŞİNGA

“Adam, pencerenin önünde dikilmiş, yağan karı seyrediyor. Apartmanın sekizinci katında pencere. Sadece kar görünüyor; aralarda savrulan koyu duman renkleri, karın içinde bir görünüp bir kaybolan gökyüzü parçaları. / O dumanların arasında, küçük toprak evden bir kadın çıktı. Omuzlarını kısarak hırkasının önünü kavuşturmuştu. Üşüyordu. Koşarak evin kapısının yanındaki küçük ahşap kapıya geldi. Aceleyle kapıyı açtı. Ağzından, burnundan buram buram beyaz dumanlar çıkıp karlar içindeki çevreye yayılıyordu. Kapıyı açınca, ayaklarının dibine yuvarlanan tezekleri, aceleyle elindeki sepete doldurup…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ülkü Tamer’le şiirleri üzerine

“Çok kötü bulduğum şiirlerim de var; ama beni bugüne getiren şiirler onlar, hepsini severim” “Ben Türk şiirinin içinde doğdum, Türk: şiirinin içinde büyüdüm, Türk şiirinin içinde soluk aldım. Türk şiirini elbette en tepeye koyuyorum“diyor Ülkü Tamer. Ülkü Tamer şiirlerini “Yanardağın Üstündeki Kuş” adıyla bir araya toplamıştı. Kitabın ilk baskısı 1986 yılında Can Yayınları, son baskısı ise geçen yıl aralık ayında Kırmızı Yayınları tarafından yapıldı. Yıl sonuna doğru çıkmasını tasarladığı yeni şiir kitabı öncesinde toplu şiirlerini…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

VE TEK KARE BİR FİLM

Tabiata çıkıyorum Göğsüm bir müzikle Vuruyor ritmini Dinliyorum hüznünü sendeki güzelliğin Başımda fırtına bir taç Unutulmuş padişahlıklar İpiri gözleriyle uyanıyor Şu gündüzden kalan mesele Bir hatip bir kuruntu Rutubet ve ukalalıklarla dolu bir debdebe Başını koyduğun yastık Bir yılan sürünerek geçmiş gece Hadi bir sonuç yaz bir teselli uzat Göğüs ağrılarına çırpınışlara Korkulara Ve bir çıngırak gibi öten zamana Kolye gibi taşıyorum boynumda Varlığını onun Bir ceylan tutuyor ağzında Kuşlara takılıp gidiyor aklım Hergün kaçıyorum…

Devamını görüntüle