Sepet 0
Devamını görüntüle...

YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK

Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Goethe’den Werther’in Acılarına…

“Onu yazarken, başucumda bulundurduğum sivri uçlu hançeri birkaç kez karnıma götürmekten kendimi alamadım.” dediği Genç Werther’in Acıları, yazın dünyasında adeta bir bomba etkisi yaratır. Bu roman, bir “Werther salgını” başlatmıştır demek yanlış olmaz. İntihar eden insanların ceplerinden Werthher’in Acıları çıkmaya başlamıştır. Din adamları bu romana tepki gösterirler ancak bu tepkiler kitabın Almanya dışında da tanınmasına yol açmaktan başka işe yaramaz. Mesela Napoleon Genç Werther’i yedi kez okumuş, Mısır seferine giderken de yanından ayırmamıştır. Kitap ilk…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Borges: “Kendimi ahlaklı bir adam olarak görüyorum ama ahlak dağıtmıyorum”

Jorge Luis Borges birçok dünyanın ve ruh halinin adamıydı. Modern İspanyol edebiyatının en önemli figürlerinden olan Borges, yaratıcı gücünü ise Germanik dünyadan aldı: İngiliz şiiri, Franz Kafka, eski İngilizce ve Norveççenin savaş mitolojisinden. Politikaya ve ahlaka karşı olan bu Arjantinli devin eserleri, Güney Amerika tarihi ve insan yüreğinin kıpırtıları üzerinde dolaşır, yazıları rüyalardan ve tecrübeden doğar. Yapıtını basit bir şekilde ortaya koymaya çalışan Borges, öykülerinin yerini bir egzotik tapınak ya da bir bar olarak seçebilir;…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Camus ve Yabancı

Albert Camus’nün Yabancı romanını, çevirmeni Vedat Günyol Yazko Edebiyat dergisinin 1981 tarihli Haziran sayısında kaleme almış. İşte çevirmeninin gözünden Camus ve Yabancı XX. Yüzyıl Fransasının, dahası, dünyasının düşünce yaşamına damgasını, dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu davranışı, özel genel yaşamıyla, çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Camus’nün, yüzyılımızda. Albert Camus’nün dünya görüşü, yaşamın anlamsızlığından, saçmalığından kaynaklanan bir anlayış kavrayıştan yola çıkmaktadır.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Ayın Büyüttüğü Oğullar

Bize kanlı bir uykunun, bir kardeşlik sabahı başlatacağı müjdelenmedi. Cinayetten dönen kardeşiniz, gölgesini gizlediği duvarların ötesini görür. Ellerini yıkar ve sizi dünyada bir söz olarak bırakır. Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları. Ölü oğullar. Kurban hepsi. Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü. Yüzleşiyoruz. Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada “yeter” diyorum. “gidin ve öldürmeyin” ağzımda kesik bir gülüş. Kâbus olmalı. Bir cinayetten dönen kardeşim korkutuyor beni. Kanlar içinde uyanıyorum. Terliyim. Aç…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yangın

Önce gelincikleri yolduk, Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna, Ardından andızları devirdik Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna. Sonra sıra ormanlara geldi, Yüz binlerce dönüm ateş yaktık, Sıvas’a kadar gidip bulduk, Dikili tek ağaç bırakmadık. Şimdi damlarda yanıp söner İsli lambalar gibi insan gözleri. Daha çok atılacak, it gibi sokaklara Delik deşik insan ölüleri. Cahit KÜLEBİ Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

YALNIZIN ÖLÜMÜ

O, çoksesli kemanların Parmakları kırık virtiözüydü Göğe doğru burulmuş yağmurların altında öldü Yüzünde yaşanmamış hülyaların De ki, minesi soldu O, upuzun gecelerin Saçakaltlarında ıssız bir yarasa Bir şeyleri bekliyordu ama neyi, kimi Düdüklerini evde unutan bekçilerin Sokaklara karşı özrü gibiydi O, derin yalnızlıkların Kalabalıkla çarpıştığı bir köşebaşıydı Utangaç, sıkıntılı, mağrur Yaşamak bir özürse kabahatinden büyük Ölümü kendinden menkul Bir tek kendini ağlattı mendebur… Ahmet Erhan Öküz / Ekim 2001 Kaynak: www.siirakademisi.com

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Motorlu Kuş

Kırlangıçların mahallesinde acayip bir kalabalık var bugün. Kayaların, taşların, ağaçların başları tepeleme kuş dolu. Hepsi kırlangıç olsa iyi. Serçeler öyle bir sarmışlar ki etrafı, göz gözü görmüyor. Kartallar bile duymuşlar haberi. Taa tepelerde, yatmışlar sürekli rüzgarların üzerine, biraz da erken çıkmışlar evden, saatlerden beri süzülüp duruyorlar. Başlarını ise eğmişler; aşağıya, durmadan kırlangıçların mahallesine bakıyorlar. Oradan geçmekte olan bir kaç köylü çocuk: — Acaba ne oluyor şurada diye yaklaşınca irkildi kuşların tümü. Köylü çocukları Ahmet’le Mehmet…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kağnı

Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş odalarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı.Tüylerinden sular damlayarak surların arkasından yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı. Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. On adım…

Devamını görüntüle