Sepet 0
Devamını görüntüle...

Fareler ve İnsanlar: Arkadaşlık mı yoksa çıkar ilişkisi mi?

“En iyi planları farelerin ve insanların/ Sıkça ters gider.” Robert Burns – To a Mouse Nobel edebiyat ödüllü John Steinbeck’in Büyük Bunalım yıllarını anlattığı bir novella olan Fareler ve İnsanlar, 1937 yılında yayımlanır. Eserde, Amerika’nın yaşadığı sarsıntılar ve değişimler verilirken aynı zamanda insan ruhuna da bir ayna tutulduğundan bahsedilebilir. Bu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını anlatır Steinbeck: Georgie Milton ve Lennie Small, hem kendi ilişkileri hem de diğer çiftlik işçileriyle ilişkileri çerçevesinde anlatılır. Tamamen…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

“Ölüm benim tercihimden ziyade coğrafyanın dayattığı bir durum, ülke ile ilgili…”

Sonbahar ve Gelecek Uzun Sürer’in ardından Rüzgârın Hatıraları ile seyirci karşısına çıkan yönetmen Özcan Alper, bu kez Ermeni bir aydını taşıyor beyaz perdeye. İkinci Dünya Savaşı yıllarında siyasal baskılardan ve Varlık vergisinden kaçan Ermeni sosyalist Aram’ın bir sınır köyünde yaşadığı sürgünlük, 1915’in acılarına uzanan hatıraları da canlandırıyor. Başrollerinde Onur Saylak, Sofya Khandamirova, Mustafa Uğurlu, Ebru Özkan, Murat Daltaban, Menderes Samancılar’ın rol aldığı filmin künyesinde edebiyat dünyasından Ahmet Büke de var. Yönetmen Özcan Alper ile sinemasını…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

G.G. Márquez ile… Görsel Sanatlar, Mekânın Şiirleştirilmesi ve Yazmak

Bu röportaj, Nobel Ödülü sahibi Gabriel García Márquez ile Meksiko’daki evinde 1987 yılında yapılmış iki söyleşinin ürünüdür. Gayrıresmi bir sohbet şeklinde geçen Mayıs ayındaki ilk buluşmada García Márquez bana, kurmacalarının bazılarını yazarken kullandığı, Charles Saffray ve Edouard Andre’ye ait, 19. yüzyıldaki Kolombiya’yı resmeden çok sayıda çizim göstermişti. (Daha sonra bu Kolombiya çizimlerinin yeni bir baskısını buldum: Fabulous Colombia’s Geography, Der: Eduardo Acevedo Latorre, Litografia Arco, Bogotá, 1984.) Diyaloğu devam ettirme hevesiyle, Fabulous Colombia’s Geography kopyamı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kosmos

Kosmos veya kendisine taktığı isimle Battal, bir şeylerden kaçarcasına gelip sığındığı kasabada misafir olarak kalmaya başlar. Sıra dışı bir insan olan Battal hastaları iyileştirir, ölmüş çocuğu diriltir, insanlara yardım eder. Ahalinin ilgisini ve sevgisini toplamakla beraber, ilginç ve ürpertici karakteri zaman geçtikçe insanların tepkisini çekmeye başlar. Bir Reha Erdem eseri olan film izleyiciyi kasvetli, karamsar bir havaya sokuyor. Bu hava zaman zaman kimi izleyiciyi rahatsız edebilecek noktaya kadar ulaşabiliyor. Yönetmen, birçok filminde aktardığı insana ve…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Oğuz Atay’la “Tutunamayanlar” üzerine

Pakize Kutlu’nun Oğuz Atay‘la yapmış olduğu aşağıdaki röportaj Yeni Ortam’da 30 Eylül 1972 tarihinde yayımlanmıştır. 1970 TRT Roman Ödülü’nü kazanan ilk romanınız Tutunamayanlar‘a karşı eleştirmenlerimiz genellikle yaklaşmaktan kaçınır bir tavır takındılar. Romanınızı ödüllendiren TRT seçici kurul üyesi edebiyatçılarımız da bu suskunluğa katılır göründüler. Tavrı bütün olarak nasıl yorumluyorsunuz? Eleştirmenlerimizin, daha doğrusu uzun süredir yazmayanların dışında olanların kafasında belirlenmiş, sınırları çizilmiş bir roman tanımı var sanıyorum. Bu yüzden bir kitabı bu ölçülere uyup uymamasına göre değerlendiriyorlar.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Yeniden; Cesur Yeni Dünya

Yazının icadından beri dünya daha kolay dönüşebilecek, yakın-uzak geleceği tasarlanabilecek bir seyirle dönmeye devam ediyor. Tarih boyunca insan, doğa başta olmak üzere dünyaya dair bir etkileşim içinde. Bunu takiben keşifler dünyanın daha büyük bir yer olabileceğini göstermiş, icatlar dünya nimetlerinin şekillendirilebileceğini kanıtlamış, bilim sistematik ve sınanabilir bir yolla paradigmalar sunmuştur. Bugün var olan birçok sosyal ve teknolojik yapı dün imkansız, kimi ırklarca şeytan, yer yer korkunç sayılabilecek ütopyalardı. Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya’yı insanoğlunun uzakta…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Fatih Akın’la ‘Kesik’ Üzerine: “Öfkeyi Azaltmak”

Fatih Akın Kesik’e (The Cut, 2014) hazırlanma sürecini, filmi tasarlarken ve hayata geçirirken katettiği yolu ve Türkiye’yle kurduğu ilişkinin filme nasıl yansıdığını açık ve samimi bir üslupla anlatıyor. Kesik filminin çıkış noktasını konuşarak başlayalım. 1915’te yaşananlara ne zamandan beri ilgi duyuyorsunuz? Bu konuda bir film yapmaya nasıl karar verdiniz? Bu konu yirmilerimde ilk defa duyduğumdan beri ilgimi çekiyor. O zamanlar “soykırım mı, böyle bir şey olamaz” diye düşünüyordum. Sonra araştırmaya başladım. Bu konu üzerine bulduğum…

Devamını görüntüle