Sepet 0
Devamını görüntüle...

“Sel, otoriteyle derdi olan bir yayınevi”

Sel Yayınları’nın 25. yılı vesilesiyle yayınevinin kurucusu İrfan Sancı ile 25 yıl önce kafasında beliren yayınevi fikrinden 12 Eylül sonrası yayıncılık ortamına, sosyalist yayıncılık pratiğinden toplumsal cinsiyet odaklı yayınlara dek birçok konu hakkında K24 için konuştuk. 25 yıllık Sel macerasını onun ağzından dinledik. Sel Yayıncılık’ın kuruluş hikâyesiyle Türkiye’deki birkaç yayınevinin kuruluş hikâyesi arasında bir ortaklık var. 12 Eylül 1980 Darbesi döneminde hapse giren bazı sosyalistler, hapisten çıktıktan sonra yaşamlarına yayıncılıkta devam etmeyi seçtiler. Sizle aynı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Proust’un Şikâyetname’si: Üst Kat Komşusuna Mektuplar

“Bu mektupları okumak bir zevk ve Proust’u seven her okuyucu da iki uyku arasında iştahla okuyacaktır. Ama Proust’un hayat hikâyesi ve Fransızcası yirmi bir ciltte toplanmış ‘bütün mektupları’ ekmekse, bu bir avuç mektup bir dilim pastaya benziyor.” Meğer Marcel Proust, Haussmann Bulvarı 102 numarada oturduğu yıllarda gürültücü üst kat komşusuna bir sürü mektup yazmış! Edebiyat dünyası için küçük, o dünyanın dört bir tarafına yayılmış sabırlı ve uykusuz Proust tutkunları içinse büyük bir haber bu. Haber…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Fransız Felsefesinin Macerası

Alain Badiou, Fransız felsefesinde 1960’lardan itibaren söz sahibi olan isimlerin, hem söylemlerini hem de onlarla birebir yaşadıklarını anlatıyor. Badiou, bir bakıma 1960’tan sonra Fransa ve Avrupa’da etkin olan düşünürlere dair bir okuma gerçekleştiriyor. Felsefenin kimi insanlarda yer etmiş kötü şöhretinin kaynağını bulmak hiç de zor değil. Sokrates öncesi dönemden başlayarak felsefenin, bazı bazı “etliye sütlüye bulaşmadan ahkâm kesenler cemiyeti” diye nitelenmesinin o kötü şöhrette payı büyük. Bunu ortaya atanların argümanını haklı çıkaracak “düşünürler” elbette oldu.…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Kayıtsızlık Çağı

Bazı eleştirmenlerin post-scriptum ya da bir roman özeti olarak ele aldığı Kayıtsızlık Şenliği’ni bir arada tutan şey, farklı değinmelerdeki kayıtsızlık incelemesi. Milan Kundera 1990’lardan beri ikinci vatanı kabul ettiği Fransa’da yaşıyor ve Fransızca yazıyor; ancak sanki Fransız okurdan intikam almak ister gibi, yazdıklarının bu dilde yayımlanmasına geç izin veriyor. Bilmemek romanı önce İspanya ve Türkiye’de yayımlanmış, ancak üç sene sonra Fransızca orijinali piyasaya çıkmıştı. Son romanı Kayıtsızlık Şenliği için de aynı şey oldu; kitap önce…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Enis Batur

Enis Batur için, edebiyatımızın en üretken, en çok tartışılan, takipçileri kadar düşmanlarının da yayınlarını takip ettiği bir yazar, demekte beis görmüyorum.Doğu-Batı Dîvanı, tek ciltte, yıllar sonra basılınca, bunu fırsat bilip kapısını çaldım.  Laf lafı açtı; Dîvan, İstanbul, inşaat, külliye, Paris, ulusallık, sokaklar, eğitim, yayıncılık… ne geldiyse konuştuk. Hepsini bir biçimde şiire, şiirlerine bağlamayı da başardık, sanırım. Enis Batur külliyatının birkaç mahallesinin katmanlarını açmaya çalıştık. Doğu-Batı Dîvanı’nı, yıllar sonra bir kere daha okuyunca, bir şeyi fark ettim: Doğu-Batı…

Devamını görüntüle
Devamını görüntüle...

Alejandro Zambra

Latin Amerika edebiyatının büyülü gerçekçilik içinde parlayan bir edebiyat oluşu bizi hep ilgilendirdi. Yakından izledik, pek çok büyük yazarını okuduk. Şimdilerde yeni bir edebiyat yükseliyor oradan. Genç yazarlar bağımsız bir anlayış içinde, çok önemli örnekler veriyor. Alejandro Zambra onların ilk akla gelenlerinden. İspanyolcanın en iyi yirmi iki yazarından birisi seçildi. ÇİĞDEM ÖZTÜRK Bonzainiz var mı? Şimdi yok ama eskiden vardı. Bonzai’yi yazdığım sırada arkadaşlarım hediye etmişti. Onu hayatta tutmak için elimden geleni yaptım, yağmur suyuyla suladım…

Devamını görüntüle